Deri Tasarımcısı Erkan Bostancı ile özel röportaj

Ankara Masası Kültür-Sanat Özel programımıza bu hafta Deri Tasarımcısı Erkan Bostancı konuk oldu.
Zeliha Demirci
|
07 Kasım 2020, Cumartesi - 16:38
Deri Tasarımcısı Erkan Bostancı ile özel röportaj

Ankara'da farklı tasarımıyla dikkat çeken "Trike" aracına duygularını aktaran, bu sayede Başkent'in simgesi haline gelen Erkan Bostancı, aracı ve kullanımı hakkında konuştu. Bunun yanı sıra insanlardan gördüğü tepkileri anlatan Bostancı, önyargıların kırılması gerektiğini vurguladı. Bostancı, kişiye özel yaptığı deri tasarımlarından da bahsetti.

Keyifli okumalar... 

Siz Ankara sokaklarında bilinen bir simasınız. Deri tasarımcısı olmanızın yanı sıra bir motosiklet kullanıcısısınız ama sizi diğerlerinden ayıran bir özelliğiniz var; Trike kullanıyorsunuz. Biraz bundan ve ne zamandır kullandığınızdan bahseder misiniz?

Benim aracım 2006 model yaklaşık 2008 yılından beri benimle. Belli bir evrim geçirdikten sonra bu hale geldi. Üç tekerlekli bir araç kısaca bahsedeyim. Yarı motosiklet, yarı otomobil veya motorlu taşıt diye adlandırabiliriz. Bunun benzerleri var onlar motosiklet kategorisinde fakat trike ayrı bir sekmende. Bazı markalara ait trikeler motosiklet üzerine kurgulu. Bunu ortadan ikiye bölersek ön tarafı motosiklet arka tarafı araba olarak geçiyor. Arkasında araba motoru, şanzımanı, fren sistemi var. Ön tarafı ise motosiklet. Türkiye'de çok bilinmiyor ama Avrupa’da, Amerika’da çok yaygın bir araç.

 Ankara’da bir tek siz mi kullanıyorsunuz?

Kullanan arkadaşlar var ama galiba en aktif benim. Onlar çok yoğun gezmiyor bildiğim kadarıyla.

Tasarımı da oldukça farklı aracınızın bu yüzden de çok meraklısı vardır. Size en çok ne soruluyor?

O konuda biraz muzdaribim. “Abi kaç basıyor?” gibi süreç içerisinde rahatsız olduğum sorularla da karşılaşıyorum. Ama en çok “O ne!” gibi tepkilerle karşılaşıyorum tabii bunu normal karşılıyorum. Çünkü olağan dışı ve farklı bir araç. Bir de “Bu yasal mı? Trafiğe nasıl çıkıyor?” soruları çok geliyor. Tabii ki her şeyi yasal. Üstündeki derisi dahil hepsi ruhsatına işlendi.

Meraklıları için soracağım. Bunu kullanmak isteyen insanlar da teknik olarak birçok şey merak ediyorlardır. Dar alanda dönüş manevraları nasıl oluyor gibi… Trikenin farklı bir kullanımı vardır.

Gerçekten kullanmak için iyi bir antrenman yapılması lazım. Eğitim demeyeceğim antrenman şart. Çünkü bindiğiniz anda direkt motosiklet görseli ile karşılaşıyorsunuz. Fakat arka tarafı herhangi bir araçtan da geniş. Yaklaşık 2 metreye yakın genişliği. Arkayı unutup ön tekerin hizasına göre gidersiniz sıkıntı yaşarsınız. İlk yıllarımda ben de ufak tefek kazaları yaptım yani bir alışma süreci var.

Trikenin bir sıkıntısı olduğunda Ankara'da götürebileceğiniz sanayileri var değil mi?

Motosiklet kısmıyla alakalı sıkıntılar olduğunda bu camiada arkadaşlarımız olduğu için onu çözüyoruz. Araba olan kısmıyla ilgili de belirli tamircilerim, işten anlayan ustalar var. Sıkıntı yaşamıyorum. Mevcut rahatsızlık neyse iki ayrı doktoru oluyor.

Siz farklı bir tarza sahipsiniz. İnsanların size yaklaşımı nasıl oluyor?

Mesela birisi geliyor ‘Trikeniz çok enteresanmış fotoğraf çekilebilir miyiz?’ diye soruyor. Tabii ki çekilebilirsiniz diyorum hatta espri olsun diye 5 lira diyorum. ‘Sizinle de çekilebilir miyiz?’ diyorlar ‘Benimle çekinmeyin 250 lira’ diyorum. Tabii çok değişik şeylerle de karşılaşıyoruz. Mesela Tunalı, Kızılay, Seğmenler parkı gibi merkezi lokasyondaysam bir yığılma oluyor. Orada da insanların önyargılı ifadeleri can sıkıyor. Motosikletçiler için bir insanlar bir kere ön yargıyı bıraksınlar. Önyargılı olanlar için söylüyorum, bilinçli insanlar da çok tabii… Bizler hepimiz çok yardımsever, çok iyi niyetli insanlarız. Bizim görselimize bakıp Amerikan filmlerindeki çeteler gibi görmesinler. Biz normal insanlarız. Ben kendimi yaşıyorum. Bütün hayatım kendimi yaşamak bu yüzden önyargıya çok takılıyorum. Bakın yolda bir araç arıza yapsa diğer arabalar geçer gider, motosikletli birisi aracı görsün hemen durur ‘Yardımcı olayım mı?’ diye sorar. Biz böyle bir camiayız. Kimsenin korkmasına gerek yok.

Sizin bağlı olduğunuz bir kulüp var mı? Düzenli etkinliklere katılıyor musunuz?

Türkiye'de birçok legal motosiklet kulübü var. Bunların hepsi benim arkadaşlarım. Yurtdışı bağlantıları olanları da olsun, Türkiye'de olanlar da olsun hepsi de benim kardeşlerim. Ben kulüp bağlantısını tercih etmiyorum. Çünkü bir hiyerarşinin içinde bulunmayı sevmiyorum. Böyle daha rahat hissediyorum kendimi. Ama bütün sosyal aktivitelerde, sürüşlerde varım. Mesela resmi bayramlarımızda katılımlarım oluyor. Sosyal faaliyetlere hepimiz katılıyoruz. Vakıflara destek amaçlı katılıyoruz.

Trike kullanmak nereden aklınıza geldi? Ülkede bu kadar bilinmiyorken…

Bu çocukluğa iniyor. Biz eskiden odalarımıza poster asardık. Ben 55 yaşındayım, 17-18 yaşındayken bu kadar teknoloji olmadığı için renkli posterler bulunca acayip mutlu oluyordum. O zaman sosyal mecra yok tabii ki yurtdışından mektup arkadaşlıklarımız oluyordu. Almanya'daki, Hollanda'daki arkadaşlarımız çikolata vs. getirirlerdi. Bir arkadaşım bana Jimi Hendrix’in motoruyla olan -benimki gibi olmasa bile çok yakını- büyük bir posterini getirdi. Kimsede yok bir tek bende var. Odama astım ve ofset kokusunu kokluyordum sürekli. Motordan öyle bir etkilendim ki yürekten, ‘İnşallah benim de böyle bir şeyim olur’ dedim. Otomobil merakım da her erkek çocukta olduğu gibi vardı. 2 tekerlekli motosikletle çok kullandım fakat o artık bana herkesin uğraştığı bir şeyle uğraşmak gibi geldi. Derken ben bu motoru 2007-08 yılları içerisinde tesadüfen buldum. Hemen iletişime geçtim aldım. Allah herkesin hayalini gerçekleştirsin. Şu anda trike benim bir organım gibi oldu. Ne yapmak istediysem hepsini yaptım. Böyle bir aşamadan geçerek bunun sahibi oldum.

Mesleğinizle ilgili soracağım… Sizin trikenizi farklı kılan şey tasarımlarınız. Siz kişiye özel deri tasarımı yapıyorsunuz bunlardan bahseder misiniz?

 Bana göre bütün insanlar özeldir. Bir boşluk yakaladım kendimce. Bir hedef kitle falan arayışına düşmedim ama bir boşluk var dedim. Çünkü ben de çok alışveriş yapan bir insanım. Alışverişe gidiyorum her şey aynı. Ama insanların hepsi birey olarak bana göre özeldir. Bu farklılığı öne çıkaracak ne yaparım diye düşünürken kafamda oluşan şeyi kendimde yapmaya başladım. Ben sonradan böyle olmadım, 18 yaşımdan beri hep bu tarza sahibim. Tabii o zamanki olanaklarla şimdiki farklı. Önce dedim ki kendime özel bir şeyler yapayım. Trike tasarımlarım ile başladım. Kendi aksesuarlarımı yapmaya başladım.  Şu an ticari anlamda yaptığım bir iş değil. Boşluğum olduğu zamanlarda bana terapi gibi olduğu için yaklaşık 15-20 bin kalem adet ürün yaptım. Bunun da toplamı 20 ya da 30 adet büyükbaş hayvan derisi eder. Böyle bir stok yaptım ama ilk önce kıyamıyordum vermeye. Sonradan arkadaşların da teşviki ile kişiye özel tasarımlar da yaparım dedim. Örneğin size özel bir şey yaptığımda her ne obje olursa olsun, onun bir ikincisini iddia ederek söylüyorum bulamazsınız. Kendi kendimle yarışıyorum, her ne yapıyorsam kendimle yarışıyorum. Benim başka insanlarla işim yok. Yaptıklarımın hepsi milimetrik elde işlenmiş şeyler. Üzerimde olan, deri olan her şey benim tasarımım. Yaptıklarımın hepsi nitelikli şeylerdir. Üzerinde elmas, pırlanta, topaz taşı gibi kıymetli taşlar var. Başak burcuyum, enerjimi dengeleyecek taşlar kullanıyorum.

İsteyen kişilere özel bileklik, çanta vs. ürünler yapıyorsunuz…

Deri ile ilgili ne istenirse yapıyorum. Mesele Sayın Cumhurbaşkanımızın deri posterini yaptım. Oğlak derisi üzerine fotoğrafını yaptım. Şuan tahmin ediyorum o da kendilerinde. Atatürk'ün tek parça gerçek boyutlu maskını tek parça soğuk deriden 250 adet yaptım. Aslında psikolog arkadaşlarım bana diyor ki “Sen çok sağlıklı bir gibi gelmiyorsun bize bunları nasıl yapıyorsun?” Ben de bazen şaşırıyorum ama beni rahatlatıyor, terapi benim için. Bütün dikişleri elde yapıyorum hiçbir makine kullanmıyorum. Her şeyi elde boyası, deseni, işlemesi… Deri getirtiyorum ondan sonra ondan sonraki her şeyi elle yapıyorum. İlk biten 500 metre makaramın içini atmadım. Diğerleri de duruyor mini bozuk para kutusu yaptım. Bunlara kadar değerlendiren bir insanım.

Siz trikenizi deri tasarımlarınızla süslediniz. Size aynı şekilde talep geliyor mu? Benim motorumu da süsler misiniz? şeklinde...

Tabii. Mesela bir yerde oturuyordum bir arkadaşım  geldi, ‘Abi motorunu satar mısın?’ dedi. ‘Böyle bir şey mümkün mü? İnsan çocuğunu satar mı?’ dedim. ‘Fena bir para teklif ediyor.’ dedi. Teklif edilen parayı söylemeyeceğim, belki benimkinden 3 tane alabilecek bir rakam. ‘Vallahi sana bir şey söyleyeyim’ dedim, ‘Alsa bir motoru getirse, teklif rakamı da sırf bunu yap diye verse inan uğraşamam’ dedim. Ben bütün duygumu motoruma aktardım. Üstünde gördüğünüz her şey santim santim işlendi. Şimdi uzaktan baktığınız zaman tekstil derisinden araç kaplaması gibi sanılıyor. Asla öyle değil, her santimini kraft uçlarla döve döve yaptım. Ufacık bir şey senin bir gününü alıyor ve ben inat ettim, hep diyorum kendimle yarışıyorum. Bu daha bitmiş hali de değil. Böyle teklifler geliyor fakat böyle bir talebi karşılayacak durumum yok. Zaten bir yerden sonra her şeyi de parayla örtüştürmek doğru değil.

Yaptığınız birçok üründen bahsediyorsunuz. Peki şimdiye kadar yaptığınız tasarımları sergilemeyi düşünüyor musunuz?

Birkaç AVM’de arkadaşlarımın aracılığıyla stant açtık fakat Türkiye’de maalesef gerçek el işinin mantığını anlayan çok az insan var. Kişiye özel tasarım mantığı da bende bu yüzden ortaya çıktı. Herhangi bir obje yapıyorsunuz, bunun yeşili olsaydı gibi tepkiler geliyor. Böyle olmaması için siz kağıda basit bir çizim yapın diyorum. Sizin istediğinizi yaptığımda bu tepkileri durduruyorum çünkü deride en ufak bir hatayı geri çekemiyorsunuz. Metalde falan bir vuruşla düzelebilir ama deride mümkün değil. Onun için hedef kitleyi yakalayamadım açıkçası. Amerika’ya götürelim diyor arkadaşlarım gerek yok diyorum. Çok zengin biri değilim, kazancımı buradan elde ediyorum ama tasarımlarım heder olsun istemiyorum. İnsanlar sosyal medyadan ulaşıyor, onlara özel yapıyorum.

Deri tasarımcısı Erkan Bostancı ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajımızı bir tıkla izleyebilirsiniz.

https://www.ankaramasasi.com/haber/347609/deri-tasarimcisi-erkan-bostanci-ile-ozel-roportaj
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.