Mehmet Acet, Kılıçdaroğlu-Destici görüşmesinin perde arkasını anlattı

Gazeteci Mehmet Acet, Mustafa Destici'nin basın toplantısındaki HDP'ye yönelik "Ha Karayılan, ha Meclis'teki kara çıyan Pervin Buldan" sözlerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun bozulduğunu söyledi.
Murat Saltan
|
22 Şubat 2021, Pazartesi - 20:22
Mehmet Acet, Kılıçdaroğlu-Destici görüşmesinin perde arkasını anlattı

Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet, Ankara Masası özel yayınında Gökhan Gökyıldırım’ın sorularını yanıtladı.

Acet, gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici arasında geçen görüşmeye dikkat çekti.

İki ismin ortak gerçekleştirdiği basın toplantısında Mustafa Destici’nin sözlerine Kılıçdaroğlu’nun bozulduğunu ifade eden Acet “Cuma günkü basın toplantısında Sayın Kılıçdaroğlu önce konuştu, yine bu Gara meselesindeki duruşunu tekrar etti. Yani orada iktidara odaklı iktidarı sorumlu tutmaya odaklı bir dili var başından itibaren PKK'yı her ne hikmetse pek zikretmiyor. Burada da bu basın toplantısında tekrar edince aynı görüşünü Mustafa Destici'ye gözler çevrildi. O da tabii hepimizin dikkatini çektiği üzere Kılıçdaroğlu'nun yanında bu görüşlerine farklı bir yerden bakarak cevap verdi. ‘Kınanması gereken PKK terör örgütüdür. Bu katliamı bu cinayeti onlar işledi’ şeklinde artı devamında da HDP'ye yönelik olarak yine ağır suçlamalarda bulununca ‘İşte ha Karayılan, ha Meclis'teki kara çiyan Pervin Buldan’ gibisinden açıklamalar yaptı. HDP ve PKK ilişkisine dair. O öyle olunca biraz Kılıçdaroğlu bozuldu. Yani anında orada söylediklerine bir cevap gelmesi ve makul mantıklı bir cevap gelmesi biraz orada buna bozulduğunu ben de gördüm.” Dedi.


Destici-Kılıçdaroğlu ne konuştu?

Mustafa Destici- Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesinin perde arkasını da anlatan Acet, sözlerine şöyle devam etti;

Bunun üzerine merak ettim. Yani acaba içeride ne konuştular? Yazının çıkış noktası da o oldu onun üzerine araştırdım ve aynı konuların aşağı yukarı içeride de konuşulduğunu fark ettim. Doğru sizin söylediğiniz gibi bu aslında bir anayasa konusunda istenilmiş bir randevu. Anayasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı çağrıya destek bulmak amacıyla Cumhuriyet Halk  Partisi'nin kapısını çalıyor Mustafa Destici, bu çağrının herkese hitap ettiğini ve samimi bir çağrı olduğunu önemli bir çalışma, önemli bir çağrı olduğunu. 12 Eylül darbe anayasasının yerine sivil demokratik bir anayasa yapılması anlamında. Fakat CHP o klasik geleneksel bildiğimiz tutumunu orada Kılıçdaroğlu'nun ağzından tekrar ediyor.  Yani burada bu anayasa çağrısına olumlu yönde bakılmadığına işaret eden, o daha önceden de bildiğimiz tutumun bir tekrarıyla orada karşılaşıyor. Yine bu Gara meselesi orada da gündeme geliyor. Orada da Sayın Kılıçdaroğlu işte ‘Bu işin bir siyasi sorumluluğunun olması gerekir. Bu da hükümettir’ şeklinde bir söz sarf ediyor. Bunun üzerine yine Destici de ‘hayır’ diyor. Yani ‘burada öncelikli olarak PKK sorumludur. Bu katliamları yapan terör örgütünün suçlanması gerekir’ diyor. İşte bakanlar iki bakan, Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı, Kemal Kılıçdaroğlu'na yaptığı ziyarete atıfa bu ziyaretin önemli olduğunu dile getiriyor. Orada işte ‘Meclis’te bile anlatılmayan birçok mahrem bilgilinin  Sayın Kılıçdaroğlu'yla yani sizinle paylaşıldı’ diyor. Destici kendisine bunu da kabul ediyor.

"Ziyaretin nezaketine de gölge düşürdü"

Orada belli ki etraflı bir şekilde bakanlar, İçişleri ve Savunma Bakanı etraflı bir şekilde bilgi vermişler Kılıçdaroğlu'na. Buna rağmen çıkıp da hemen bir saat iki saat sonra Meclis’te ‘bu işin sorumlusu Erdoğan'dır’ demesi o ziyaretin nezaketine de gölge düşürmüş oldu.

Son tahlilde burada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına yaptığı ziyaret Mustafa Destici'nin ve orada bu Gara konusunda bir polemik ya da farklı görüşlerin ortaya dökülmesi anlamında bir tablo ortaya çıkıyor. Her ikisine de sorular gelince bu defa bu tablo ortaya çıktı. Önce Kılıçdaroğlu konuşuyor, işte o sorduğu soruları tekrar ediyor. Bunun üzerine Mustafa Destici de buna cevap vermek zorunda kalıyor. Sonuçta orada Büyük Birlik Partisi olarak Cumhur İttifakı'nın üçüncü ortağı olarak o görüşmeyi yapıyor. Yani bir anlamda Cumhur İttifakı'nın bir paydaşı olarak Anayasa konusunda destek aramak için CHP'nin kapısını çalmış oluyor. Mustafa Destici Öyle bir durum gelişince de orada Sayın Kılıçdaroğlu'nun yanında o cevabını kendi görüşleri olarak da gündeme getiriyor.

" Erdoğan Doktrini"

Türkiye'nin terör mücadelede yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Acet, tehditlerin 2016 yılından  beri kaynağında vurulduğunu ifade etti.

Irak’ta, Suriye’de bunun yansımaları olan operasyonların gerçekleştirdiğini vurgulayan Acet “Türkiye tabii 2016’dan sonra daha doğrusu 15 Temmuz darbe girişiminden sonra terörle mücadelede yeni bir konseptle hareket ediyor biliyorsunuz. Ben buna ilk gündeme geldiği zamanlarda güvenlikte Erdoğan Doktrini adını koymuştum. Bir tehdidin size gelip sizi vurmasını beklemeden gidip kaynağında onu vurmak. Türkiye'de 2016 yaz aylarından itibaren, Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Operasyonu yapıldı. O operasyon bir bu yeni politikanın ilk yansımasıydı. Aslında devamında gerek Suriye topraklarına, gerek Irak topraklarında teröre kendi kaynağından cevap vermek, kendi kaynağında  terörü vurma anlamında çok ciddi operasyonlar yapıldı. Bunun sonuçları da içeride bir rahatlama getirdi. Yani şimdi mesela Irak'ta, Kuzey Irak'ta birçok bölgesinde Türk Silahlı kuvvetleri sınırın 25 kilometre derinliğine kadar ilerleyip güvenli bölgeler oluşturdu. Artık PKK terör örgütü sınırlardan eskisi gibi sızamıyor kolay kolay Türkiye topraklarına giremiyor. Daha önceden hatırlayalım. Yani karakol baskınları çok ne yazık ki Türkiye'nin canını acıtıyordu. Şimdi onlar da yapamıyorlar. Yani deyim yerindeyse başını kaldırabilecek bir hali kalmadı PKK terör örgütünün. Bu tabii yani bu politika devam ediyor. Yani teröre kaynağında müdahale etme politikası devam ediyor. Bu politika Suriye'de Irak'ta yürütüldü, bunu meyvelerini de Türkiye gördü. Yani 2016 öncesi neredeyse her hafta büyük kentler Ankara, İstanbul dahil olmak üzere bir taraftan PKK, bir taraftan DEAŞ, bu terör örgütlerinin yaptıkları saldırılar ciddi anlamda Türkiye'de günlük hayatı çok olumsuz yönde etkilemişti. Türkiye şimdi rahatladı. Bu Türkiye'nin bu tehdidi kendi kaynağında karşılama politikasına yönelmesi sayesinde oldu. Dolayısıyla Gara'dan önce ya da Gara'dan sonra diye çok fazla bir ayrım yapmaya da gerek yok.” Dedi.

“PKK her kıştan bahara geçişte hazırlık yapıyor”

“Şu an içinden geçtiğimiz takvim çok kritik bir takvim” diyen Acet, olası terör saldırılarına karşı uyarırken “Askeri terminolojide de önemsenir bu eskilerin tabiriyle cemrelerin düşmeye başlaması. Dün evvelsi gün cemreler havaya düşmeye başladı. Sonra önce suya, sonra toprağa düşmesi. Bu baharın ilk işaret fişeği anlamına geliyor. Bu tabii terör örgütünün PKK'nın her kıştan bahara çıkışta eylem hazırlıkları konuşlanma anlamında yaptıkları hazırlıklar, bu hazırlıklara karşı bir cevap verme. Bu anlamda da bu operasyonlar önümüzdeki süreç içerisinde devam edeceğini öngörebiliriz. Geçen sene biraz bu aylar şubat, mart, nisan, mayıs pandemi bir anda böyle bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de günlük hayatı olumsuz yönde etkileyince biraz odak kaybı oldu. Yani orada bu mücadelede yeterince odaklanılamadı. Bahar dönemindeki geçiş anlamında bunu kastediyorum. Ama şimdi o kararlılık fazlasıyla var” şeklinde konuştu.

"Ringde köşeye sıkışmış boksör"

PKK’nın köşeye sıkıştığını, içeride de buna yönelik adımlar atıldığının  altını çizen Acet “PKK'ya karşı psikolojik üstünlük de şuanda çok net bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin elinde. Buna Süleyman Soylu bir ara yaptığımız bir televizyon programında ringde köşeye sıkışmış boksöre benzetmişti. PKK'nın geldiği durumu sürekli aldığı yumruklarla köşeye sıkışan ama bir hamle yapamayan üstüne de yumruk yemeye devam eden bir boksör düşünün, böyle bir teşbihte bulunmuştu. Dolayısıyla bu pozisyonunu kaybedecek, bu mevziden geri adım atacak . İşte Mardin'in bazı ilçelerinde bazı operasyonlar yapıldı. Bunların da ben yine örgütün Türkiye içindeki irtibatı ve yeni bahar dönemiyle ilgili hazırlıklarına karşı bir ön alma olarak değerlendiriyorum. Bu devam edecektir. Gerek Suriye'de gerek Irak'ta bu kazanımlardan bir geri dönüş ya da  geri adım olacağını düşünmüyoruz.” Diye konuştu.

“PKK'ya laf edememe halinin bir rahatsızlığı var”

Acet, CHP tabanının yöneticilerin PKK konusunda aldığı tavırdan rahatsız olduğunu ifade ederken, sözlerine şöyle devam etti;

Muharrem İnce son günlerde Gara'daki vahşet PKK katliamıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanının aldığı bir tutumu tartışılıyor, eleştiriliyor. Kendi tabanında da CHP'ye oy veren kesimlerde de, HDP ile olan angajman nedeniyle PKK'ya laf edememe halinin bir rahatsızlığı var.

Yeni bir durum da değil zaten. Yani iki temel başlık. Birisi işte Atatürkçü düşünce kuruluş ilkelerinden uzaklaşma suçlaması ise bir diğeri de HDP ile olan yakınlaşma. Muharrem İnce'nin zaten partiden koparak ayrı bir parti kurma eğilimine yönelimine girmesinin temel iki gerekçesinden birisi bu. E şimdi bu son hadisede de bu eleştiriler tekrar gündeme geldi.

Türkiye'nin PKK'ya karşı yaptığı sınır ötesi operasyonlarda da Sayın Kılıçdaroğlu'nun neler söylediğini , nerede durduğunu biliyoruz. Suriye'deki YPG mi Türkiye'ye tehdit olacak demişti mesela. İşte Barış Pınarı harekatı yapılırken tezkere Meclis’te gündeme geldiğinde içimiz yana yana evet oyu vereceğiz demişti onları hatırlayalım.  Afrin Harekatı başladığında bu harekata destek vermedi. O dönemdeki öfkesini rahatsızlığını işte Milli Suriye Ordusu'na karşı çapulcular diyerek dışarı vurdu, dışa yansıttı Sayın Kılıçdaroğlu. HDP'yle ittifak  nedeniyle bir anlamda HDP çizgisinde bir siyaset izliyor. PKK terörü ne zaman gündeme gelse etrafından dolanarak burada başka hedef  saptırarak, iktidara odaklı bir suçlama yöneltiyor.

"Demokratik ülkelerde sorgulanır"

Bir kurtarma operasyonu yapıldı. Başarılı olamadıysa eğer bu tabii demokratik ülkelerde sorgulanır. Benim burada söz konusu ettiğim husus işin PKK'nın bu işin öznesinde olduğu olması.  Yani bu katliamı bu vahşeti imza atan terör örgütünün adını bile kullanmadan, bu işin öznesini değiştirip bütün sorumluluğu iyi niyetle oradan o vatandaşlarımızı kurtarmak için yapılan operasyon ve bu operasyon nedeniyle bütün kabahati hükümete yıkmak, iktidara yıkmak. Bunun temel bir gerekçesi bir yönüyle marifet güdüsüyle iktidara karşı bir cephe almak ise diğer yönüyle de PKK'yı ağzına almamak ya da PKK'ya dönük suçlamalarda bulunmamanın siyasi bir maliyet üreteceği endişesi. HDP'yle ilişkilerde olumsuz bir fatura maliyet yürüteceği endişesi nedeniyle burada PKK'dan bahsetmiyor.

Burada PKK'nın bu vahşeti işlemesinden bahsetmiyor ve doğrudan bir siyasi sorumlu arama yoluna gidiyor Sayın Kılıçdaroğlu dolayısıyla bu bu tutum yani Cumhuriyet Halk  Partisine oy veren her iki kişiden biri eminim. Yani bu son gelişme de bu. Garada ki bu katliam sonrası CHP Genel Başkanının aldığı bu tutumdan ciddi ölçüde rahatsız olmuştur.

https://www.ankaramasasi.com/haber/612245/mehmet-acet-kilicdaroglu-destici-gorusmesinin-perde-arkasini-anlatti
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.