Dr. Eray Güçlüer'den İstanbul'daki saldırı girişimiyle alakalı çarpıcı açıklamalar

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, İstanbul'daki bombalı saldırı girişiminin Kıbrıs görüşmeleri ve Joe Biden'a karşı konulan net tavrın peşinden gelmesine dikkat çekerken "Küresel güçler sıkıştıklarında gene eski klasik yöntemlere eski klasik emperyalist argümanlara başvurmaktan geri kalmıyorlar" dedi.
Murat Saltan
|
01 Mayıs 2021, Cumartesi - 16:50
Dr. Eray Güçlüer'den İstanbul'daki saldırı girişimiyle alakalı çarpıcı açıklamalar

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, Ankara Masası özel yayınında Gökhan Gökyıldırım’ın sorularını yanıtladı.

İstanbul’da gerçekleşen bombalı saldırı girişimiyle alakalı çarpıcı açıklamalarda bulunan Güçlüer, saldırı girişiminin Kıbrıs görüşmeleri ve ABD Başkanı Joe Biden’ın soykırım kararına karşı konulan net tavrın peşinden gelmesine dikkat çekti.

Güçlüer, teröristlerin dış kaynaklı destek almış olabileceklerini söyledi.

Saldırı girişiminin terör örgütünün eylem kabiliyetini yitirdiği dönemde gerçekleştiğinin altını çizen Güçlüer “ Yurt içinde terörün eylem kabiliyeti yok, PKK’nın özellikle herhangi bir eylem kabiliyeti yok. Oradaki artıklar ve aparatlar da ağırlıklı olarak saklanarak, gizlenerek ya da bir şekilde hayatlarını devam ettirme çabası içerisinde olan eylem yapamayacak durumdaki teröristler. Şimdi tam da bu noktada özellikle Suriye'yi konuşurken, Irak'ın kuzeyindeki terörist varlıklarının, Gara operasyonuyla başlayan Metina’yla devam eden süreçte; Suriye'ye doğru geçtikleri yönündeki bilgileri alıyoruz. Ve bu bağlamda özellikle finalin Suriye'de olma ihtimalini konuşurken, buradaki oluşmakta olan yeni siyasal iklimi konuşurken, birden böyle 3 tane terörist,  İstanbul Esenler Otogarı'na eylem yapmak üzere giderlerken daha henüz Esenler Otogarı’na varmadan yakalanıyorlar. Çünkü ne zaman böyle kritik gelişmeler olsa yani bir tarafta işte Biden’ın soykırımına karşı Türkiye'nin net bir tavrı, öteki tarafta Kıbrıs görüşmelerinde ‘hayır kardeşim artık biz federasyon falan istemiyoruz, iki devletli bir çözüm varsanız varsınız yoksa yoksanız diyoruz.’  Avrupa'nın Amerika'nın dayatmalarına burada şımaran artık şımarıklığın zirvesini yaşayan Güney Kıbrıs'a haddini bildiriyoruz ve tam da bu esnada eylem kabiliyeti olmayan teröristler; can derdine düşmüş, sınırlarımızın etrafında yakın sınırlarımızın yakın çevresindeki yaşam alanlarını yok edilmiş, alan ve büyük ölçüde eleman kaybetmiş olan PKK’dan, 3 tane terörist ellerinde hazır böyle hatta işte destekliyorlar yedek bataryalarla destekli olarak efendime söyleyeyim, desteklemiş düzeneklerle 4 tanesi uzaktan komutalı, iki tanesi zaman ayarlı adeta böyle bir bölge hususunda birden çok ölüm alanı yaratacak şekilde bir planlama ile çıkıp geliveriyorlar.” Dedi.

"İkinci, üçüncü patlama bölgesi"

Birden çok ölüm noktası oluşturulmaya çalışıldığını vurgulayan Güçlüer “Yani şimdi bir kere böyle bir düzeneklerle bu tür bir eylem kabiliyeti planlaması şu an için PKK terör örgütünün üstünde bir durumdur. Harekete geçirilmiş, yönlendirilmiş. İstihbarat desteği de yani bir taktik enformasyon da yapılmış ama en önemlisi bu teröristler yönlendirilmiş harekete geçirilmiş. Yani şimdi böyle zamanlarda PKK’nın hiç de eylem kabiliyeti ve tarzı olmadığı halde özellikle bu tür gelişmiş işte patlayıcı yaklaşık 5 kilogramlık patlayıcıyı siz 6 gruba ayırın.  Bunun ikisi zaman ayarlamalı, dördü uzaktan komutalı. Yani bir taraftan bir patlatma yaptığınız zaman, insanların toplanabileceği alanlarda ikinci, üçüncü patlatmalar, dolayısıyla birden fazla ölüm bölgesi oluşturacak şekilde bir düzenek ve bunun için seçilen özellikle insan nüfus yoğunluğunun tam da kapanma öncesi maksimum olduğu bir yerin seçilebilmesi her şeyden önce son derece düşündürücü.” Diye konuştu.

"İstihbarat örgütlerinin taktik ve desteğiyle gerçekleşti"

Güçlüer, emperyalist güçlerin sıkıştıklarında bu tür argümanlara başvurduğunu belirtirken “Her yerde istihbarat operasyonel baskı altına alınmış terör örgütünü buraya kim gönderdi? Yani bu bir soru işareti. Yani normal bir güvenlik uzmanları olarak bunu hiç normal bulmuyoruz. Bu ağırlık bu tip eylem yönlendirmeler ağırlıklı olarak dışarıdan başka istihbarat örgütlerinin taktik ve desteğiyle gerçekleşir. Bunu da tabi bizim kendi istihbaratımız mutlaka ortaya çıkaracaktır. Hem milli istihbarat teşkilatımız hem de polis istihbarat teşkilatımız, jandarma istihbaratı, devletin istihbarat kapasitesi, bunu mutlaka tespit edip haddini bildirecek, gereğini yapacaktır. Ama görüyorsunuz küresel güçler sıkıştıklarında gene eski klasik yöntemlere eski klasik emperyalist argümanlara başvurmaktan geri kalmıyorlar.” Şeklinde konuştu.

Kıbrıs görüşmeleri

Cenevre’de gerçekleşen Kıbrıs görüşmelerine de değinen Güçlüer şunları söyledi;

Kıbrıs konusundaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bundan sonra Kıbrıs'ın jeopolitik önemi çok daha artacak. Çünkü Doğu Akdeniz'deki Enerji'nin Avrupa'ya aktarımında bir aktarma merkezi yani Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçişte bu boru hatlarının bir aktarma merkezi aktarma Haarp’ı diyebileceğimiz bir merkez olacağını öngörüyoruz.

Bu nedenle Kıbrıs üzerine gerçekten çok ciddi oyunlar oynanıyor ama Türkiye bu oyunları bozuyor. Bence yani şu artık medya dili olarak da bazı jargonlarımızı bu dakikadan itibaren dünkü Cenevre'deki görüşmelerden sonra değiştirmemiz gerekiyor.

Bence artık Kıbrıs sorunu kalmamıştır. Yani Kıbrıs'ta bir sorun göremiyorum. O Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomik sorunları olabilir, siyasal sorunları olabilir. Yani oradaki toplumsal yapıyı güçlendirme noktasında her devletin yapması gereken gerekli olan işleri konuşabiliriz.

Ama artık Kıbrıs sorunu diye bir şey yok. Yani dün Sayın Çavuşoğlu, Sayın Ersin Tatar Türk tarihine geçecek evet bakın bunu altını çizerek söylüyorum vakit olsa size Kıbrıs'ın tarihini anlatırım.

Yani çok acımasız bir Türklere karşı bir muameleler görüldü. 20 Aralık 1963’teki kanlı Noel’i ne ben ne de benden sonraki hiçbir Türk evladı unutmayacak.

Yani bunun müsebbibi Rumlardır. Bunun müsebbibi Yunanlılardır bunun müsebbibi arkasındaki küresel güçlerdir. O nedenle 33 köyü Türkler boşaltmak zorunda kaldı. Türkler çoğunlukta iken Türk soydaşlarımız orada azınlık durumuna düştü. Bunları unutmuyoruz.

Dolayısıyla nokta konuldu efendim. Yani bugüne kadar özellikle işte acaba bir iki taraflı bir federasyon bir devlet kurulabilir mi vesaire, Hayır kurulamaz. Bakın bugün Karabağ meselesi bile 30 yıl sürdü, Karabağ meselesi 7 yıldır devam ediyor. Bakın bu artık olmaz. Bunun da olmayacağını dün net bir şekilde dünyaya ilan ettiler.

6 maddelik bir plan ortaya koydular, tamamen katılıyoruz. Artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dünyada daha fazla tanınması için çaba sarf etmemiz lazım. Kıbrıs sorunu yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında sorunlar vardı. Yoksa başka bir sorun yok yani.

Dolayısıyla bu sorunu yaratan da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'dir, yönetim dir. Onlar devlet bile değil. Bunu artık bu perspektiften bakmamız lazım. Başka da bugüne kadarki gelişmeler göstermiştir ki başka da bir çözüm söz konusu değil.

Yani 1931 yılında Yunanistan'ın Kıbrıs'ı kendine bağlama mücadelesi başlamıştır. 1954 yılında Birleşmiş Milletlere götürmüştür konuyu Birleşmiş Milletler de reddedilmiştir.

Kıbrıs'ın Yunan adası olmadığı tescil edilmiştir. Bunun üzerine 1955 yılında bir Yunanlı seri katil Albay’ın adaya gönderilerek EOKA örgütünün kurdurulmasıyla süreç devam etmiştir ve 55-58 arasında çok sayıda Türk katledilmiştir.

Ondan sonra 60 yılında bunun üzerine Türkiye'nin işte baskısıyla filan 60 yılında 1 devlet kurulmuştur Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir devlet kurulmuştur.

Fakat bu devleti bu devletler Türkiye'yi oradaki işte Türk görevlileri söküp atmak için yine Yunanlılar şiddete başvurmuşlardır. Oradaki kurulan dengede Cumhurbaşkanları Rum olmasına rağmen Türkleri orada kabul etmediklerine dair bir bildirimde bulunulmuştur.

Bunun üzerine reddedilince tam tarihi de 16 Aralık 1963’tür, 20 Aralık tarihinde 20 Aralık 1963’te,  Kanlı Noel diye geçen tarihe acımasız katliamlar yapmışlardı.

Bundan sonra pek çok olay yaşanmıştır şiddet olayı. En son 74 Kıbrıs Harekâtıyla süreç tamamlanmış, 75'te de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.

Yani şimdi bu kadar badireler olaylardan sonra hala daha yıllar sonra gelip de orada ki Güney Kıbrıs'ın müdürü, bizim Dışişleri Bakanımıza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımıza aynı papağan gibi aynı şeyleri stereotype vaziyette söylemesinin hiçbir anlamı yok.

Tek bir anlamı var: Rumlar arkasından aldıkları Avrupa desteği şımarıklığıyla aynı emperyalist oyunlarına ve niyetlerine devam etmektedirler. Bunun başka yolu yoktur. Bence Buradan Türk medyası olarak kıymetli medya mensuplarına bir çağrıda bulunmak istiyorum. Artık Kıbrıs sorunu yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında sorunlar vardır. Bu her devlet arasında olabilir.

Dolayısıyla biz artık Kıbrıs sorunu değil, Güney Kıbrıs'ın çıkardığı problemleri bundan sonra konuşacağız. Başkada bir iki devletli çözüm zaten Kuzey Kıbrıs ilan edilmiştir. Bu devletimizden vazgeçmemiz söz konusu değildir. Bundan sonraki süreçte oluşturulacak politikalar da bu çerçevede gitmelidir.

" Türkiye reaktif mi davranacak yoksa provokatif mi davranacak?"

ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 olaylarıyla ilgili ‘soykırım’ ifadesini kullanmasına yönelik Türkiye’nin önceden hazırlık yaptığını vurgulayan Eray Güçlüer, sözlerine şöyle devam etti;

Bu soykırım saçmalığını ifade etmesinden sonra tabi şimdi şöyle bir durum var yani Türkiye reaktif mi davranacak yoksa provokatif mi davranacak.

Aldığımız bilgiler zaten Biden’ın böyle bir açıklama yapabilme ihtimaline karşı bir planın stratejik bir planın hazırlandığıydı. Bizde şunu önermiştik zaten burada tepkisel, sezgisel ya da duygusal değil ama ABD'ye karşı atılacak adımlar mutlaka atılmalı. Ama bunların bir üst devlet aklıyla bir devlet aklıyla soğukkanlı devlet aklıyla uzun vadeli bir stratejiye dönüştürülmesini arzu ettik ve şu anda yapılan tam olarak bu.

ABD-Türkiye arasında İncirlik meselesi

Türkiye’nin ABD’ye verdiği İncirlik mesajına da değinen Güçlüer “Yani bakınız burada üst otorite, yani cumhurbaşkanlığı seviyesinde tepkiler gayet soğukkanlı, makul bir şekilde verilmektedir. Ama bir taraftan da Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yani Milli Savunma Bakanlığı ki Cumhurbaşkanlığının en önemli parçalarından biridir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde. Çok net de bir mesaj vermiştir. Bu şu, şöyle okumak lazım bu mesajı. Evet, İncirlik mesajını hani orası Türk Silahlı Kuvvetlerinin malıdır diye bir açıklama yaptı Türk bayrağı dalgalanmaktadır yani bu şu demektir.  Bakınız üst devlet aklı soğukkanlı bir şekilde hareket ediyor. Ama devletin bileşenlerinden en önemli unsurlarından biri olan Milli Savunma Bakanlığı da çok önemli bir mesaj veriyor. Yani şunu diyor bakınız bugüne kadar hep İncirlik falan dendi, üstüne yatıldı. Amerika'ya karşı tepki gösterelim dendi. O heyecan geçti, unutuldu ama unutmuyoruz. Yani burası Türk yurdu, Türk bayrağı dalgalanıyor İncirlik'te gerekirse kapatırız. Yani bu sefer şakamız falan yok. Bizim artık size karşı atacağımız adımlar var. Bunun bir parçası da İncirlik'tir. Bakın 39 civarında ABD'nin Türkiye'de askeri varlığı var. 39 ayrı yerde bildiğim kadarıyla bu değişebiliyor tabii. Bunlardan 8 tanesi önemli üs bölgesi sayılabilecek yerler. Bunun için de en önemlisi İncirlik. İncirliğin Alternatifi yok. Ne Ürdün'de Almanlar İncirlik'in alternatifini bulabilirler. Ne Amerikalılar Yunanistan da İncirliğin bir alternatifini bulabilirler. Dolayısıyla bu bölgelerde bir karış toprağı muhtaçlar. Bununda tek yeri adresi Türkiye'dir, İncirlik'tir. Türkiye'de milli çıkarlarına saldırı olması durumunda korumak adına kendini korumak adına milli çıkarlarını korumak adına işte Ermeni soykırımı saçmalığı gibi gereken cevabı gerektiği yerde verecek planlamaya sahip olduğunu da bu şekilde dünyaya ve Biden’a da göstermiştir. Gerektiği zaman gerekli şeyler yapılacaktır. Bunu artık ben net bir şekilde üst devlet aklında Türk devlet aklından okuyabiliyorum, doğrusu da bu. Yani artık bir süre sonra emperyal güçler yarın konjonktür değiştiğinde ya biz Türklere haksızlık ettik falan dese de bu strateji devam edecektir. Bunu bilmemiz tabii önemli. Konjonktürel gelişmelere göre ne zaman, hangi adımın hangi öncelikle atılacağını bilemiyoruz ama atılacağını biliyoruz. Dolayısıyla atılacak her adımın arkasında da sadece Türkiye değil, bu Ermeni meselesi bütün Türk dünyasının meselesidir. Atılacak her adımın arkasında güçlü bir Türk dünyası desteği, toplumsal destek olduğunu da ifade etmek isterim.” İfadelerini kullandı.

https://www.ankaramasasi.com/haber/745632/dr-eray-gucluerden-istanbuldaki-saldiri-girisimiyle-alakali-carpici-aciklamalar
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.