Dr. Serhan Afacan'dan çarpıcı İran analizi

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doktor Serhan Afacan, Gürcistan’ın kendi topraklarının Ermenistan’a silah sevkiyatı için kullanılmasına kesinlikle izin vermediğini belirterek, bunun üzerine İran’ın 44 kilometrelik kendi sınırını kullandırdığını söyledi. Dr. Afacan, “Bu silahların gittiği konusunda hiçbir şekilde kuşku yok” dedi.
Büşra Bayrak
|
07 Ekim 2020, Çarşamba - 19:01
Dr. Serhan Afacan'dan çarpıcı İran analizi

Dr. Serhan Afacan, Ankara Masası özel yayınında Gökhan Gökyıldırım’ın sorularını cevapladı.

Nikol Paşinyan’ın müzakere isteğini değerlendiren Dr. Afacan, Ermenistan Başbakanının bunu yapmak zorunda kaldığını belirtti.

“Azerbaycan ve Ermenistan arasında asimetrik bir güç ilişkisi var”

Dr. Afacan, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki asimetrik güç ilişkisine dikkati çekerek, Bakü Yönetiminin askeri kapasite olarak çok daha iyi durumda olmasının yanı sıra uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlarca haklı bulunduğunun altını çizdi.

“Ermenistan açısından işler son derece kötüye gidiyor. Bir de Ermenistan'a destek veren devletlerin dahi bu süreçte yüksek sesle destek veremediğini görüyoruz.” diyen Dr. Afacan, bunun da en temel sebebinin Azerbaycan’ın haklı ve meşru davası olduğunu vurguladı.

“İran Ermenistan'ı işgalci olarak tanımlamıyor”

Dr. Afacan, İran’ın yaklaşımını yorumlarken ise Tahran Yönetiminin, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünden bahsettiğine, ancak bunu çok da açmadığına işaret etti.

“Örneğin Türkiye toprak bütünlüğü denildiğinde yüzde 20’si Ermeni işgalinde olan bir devlet dolayısıyla burayı geri verin diyor Ermenistan'a, Türkiye. İran bunu bu kadar açık söylemiyor.” şeklinde konuşan Dr. Afacan, “İran bunu tabiri caizse gıdım gıdım veriyor. Yani tam açıklamıyor pozisyonunu ve Ermenistan'ı burada işgalci olarak tanımlamıyor” ifadelerini kullandı.

“(İran’dan Ermenistan’a)Silahların gittiği konusunda hiçbir şekilde kuşku yok”

Dr. Afacan, İran’ın yaklaşımını beğenmeyen bazı grupların silah sevkiyatında kullanılan kamyonların Endülüs sınır kapısındaki görüntülerini paylaştığını, ancak Tahran’ın bunları yalanladığını da hatırlattı.

Dr. Afacan şunları söyledi: “Dedi ki hayır böyle bir şey yok. Hatta bir takım ve o araçları gösterdi, bunlar kamyondur falan. Şimdi bunların kamyon olup olmaması hiç önemli değil. İran'dan Ermenistan’a bu çatışma üzerinden değil, genel anlamda silah gittiği konusunda hiçbir kuşku yok. Özellikle son çatışmada Gürcistan hiçbir şekilde kendi topraklarının bu amaçla kullanılmasına izin vermeyeceğini söyleyince doğal olarak Hazar üzerinden İran'a Iran üzerinden Ermenistan'a ki 44 kilometrelik bir sınırı paylaşıyor, İran. Bu silahların gittiği konusunda hiçbir şekilde kuşku yok.”

İran’ın Karabağ topraklarının Azerbaycan'a ait olduğu ve iade edilmesi gerektiğini vurgulamak zorunda olduğunu anlatan Dr. Afacan, 2016  ve Temmuz'daki Tovuz çatışmalarında da bunu yaparak günü kurtardığını kaydetti.

“İran, Güney Kafkasya’da statükoyu korumayı amaçlıyor”

Dr. Afacan, ancak rasyonel olması gerekirse İran’ın Türkiye'ninkine benzer bir pozisyon alması gerektiğini vurguladı.

“Tabi ki Azerbaycan'la Türkiye kadar yakın olmak zorunda değil.” diyen Dr. Afacan şöyle devam etti: “Ermenistan’la yakın ilişkiler de kurabilir. Bu İran'ın tercihidir ama bu pozisyonu almak zorunda. Ama bu pozisyonu hiçbir zaman alamayacak. Şu nedenle alamayacak; İran’ın Güney Kafkasya’daki politikası statükoyu koruma üzerine dayalı. Yani burada statüko korunsun, var olan herhangi bir güç dengesi bozulmasın. Çünkü bu güç dengesinin Azerbaycan lehine çok fazla veyahut Azerbaycan aleyhine çok az değişmesi, Azerbaycan’ın çok güçlenmesi veyahut çok zayıflatması İran’ın işine gelmiyor. Ermenistan için de geçerli. Dolayısıyla İran bütün araçlarını kullanarak bu Güney Kafkasya’da yürüttüğü statükocu, konumu koruyan politikayı sürdürmeye çalışacaktır.”

Dr. Afacan, İran’da çok sayıda Azerbaycan Türk’ü yaşadığını hatta bunların siyaset, bürokrasi ve iş dünyasında etkili olduğuna da dikkati çekti.

“İran’daki Azerbaycan Türk’ü elitlerle gençler arasında kopuş var”

İran'da yaşayan Azerbaycan Türklerinin anayasal olarak hakları bulunmasına rağmen İran'ın ana dilde eğitim, yayın gibi kimi hakları uygulamaya geçirmediği ve Türk kimliğini baskıladığını söyleyen Dr. Afacan şu değerlendirmelerde bulundu: “İran'da Dünya Azerbaycan Milli Hareketi diye bir hareket var ve bu hareketin temel iddiası Aras nehrinin güneyini teşkil eden, Iran Azerbaycan’ı ile Aras nehrinin kuzeyindeki müstakil Azerbaycan Cumhuriyeti'nin esasen bir olduğu, bunların arasında tarihsel ve hatta bir noktada siyasi bağ olması gerektiği vurgusu var ve tabii ki bu Tahran yönetiminin çok hoşuna giden bir şey değil. Ama benim birkaçtır vurguladığım bir nokta var. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. O da şu: Bildiğiniz gibi Tahran yönetimi dediğimiz yani İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi elitleri içinde Azerbaycan Türklerinin rolü çok büyük. Yani çok sayıda Dışişleri'nde din adamları içerisinde bürokraside çok sayıda Azerbaycan Türkü var. Bildiğiniz gibi bunun en bariz örneğini devrim rehberi olan, yani ülkedeki birinci otorite olan Ali Hamaney ki kendisi bir Azerbaycan Türkü dolayısıyla esasen Azerbaycan Türkleri arasında elitlerle, siyasi elitlerle, devlete angaje olmayan gruplar, özellikle gençler arasında bir kopuş var. Bence bu çok enteresan bir durum. Yani devlete angaje olan bir şekilde devletin iktidarını elinde bulunduran Azerbaycan Türkleri yetkilileri farklı bir şekilde düşünürken, daha devletin kendi kodladığı istikamette düşünürken, artan sayıda Azerbaycan Türkü özellikle gençler buradan farklı düşünmeye başlıyorlar.”

Ankara Masası’ndan Gökhan Gökyıldırım’ın Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Doktor Serhan Afacan ile yaptığı özel röportajı ve detaylı analizlerini tek tıkla izleyebilirsiniz.

https://www.ankaramasasi.com/haber/230839/dr-serhan-afacandan-carpici-iran-analizi
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.