Anadolu’nun manevi mimarları: Molla Fenârî Hazretleri

Müslümanların her yıl heyecanla beklediği Ramazan Ayı’nın gelmesiyle birlikte, İslam alimlerinin hayatlarını Ankara Masası mercek altına alıyor. Yaklaşık 2 ay sürecek yazı dizisinin 33. bölümünde Molla Fenârî Hazretleri'nin hayatı var
Ankara Masası
|
05 Mayıs 2021, Çarşamba - 10:00
Anadolu’nun manevi mimarları: Molla Fenârî Hazretleri

Dua ordusunun komutanları, hayatlarını İslam dinini daha iyi anlatabilmek için adayanlar...

Onlar Allah dostları, gönül sultanları, Anadolu’nun manevi mimarları…

Söz sarrafı, gönül aynası Yûnus Emre Hazretleri'nin birbirinden değerli mısralarla anlattığı büyük gönül sultânı Ahi Evran Hazretleri'nden, ömrünü Hak ve ilim yoluna adayan Hacıveyiszâde Mustafa Efendi'ye; ilmi ve mâneviyâtıyla 18. yüzyıl tasavvuf ve kültür hayatını derinden etkilemiş Hazreti Pir Nûreddîn Cerrâhî'den, ezel dünyâsında verdiği söz üzere yaşayıp, ahde vefâsına tam bir sadâkatle, ebedî âlemin aşk-ı ateşiyle yanmış gönül sultânı Şeyh Vefâ Hazretleri'ne kadar İslam alimlerinin hayatları Ankara Masası okuyucusu ile buluşuyor.

Yaklaşık 2 ay boyunca sürecek yazı dizisinin 33. bölümü sizlerle...

MOLLA FENÂRÎ HAZRETLERİ

Bu fenâ mülküne ibretle nazar kıl, ey cân

Gafleti eyle hebâ, hâli değildir meydân (Filibeli Ahmed/Âmâk-ı Hayâl)

Dünya âlemine misâfir olduğunun bilinciyle ibretle bakmış, aşkın meydanında gafleti terk eyleyip, Hakk’ın yolunda cânı baş ile kul olmuş bir gönül sultânıdır Molla Fenârî Hazretleri (k.s)…

Büyük âlim Molla Fenârî Hazretleri, çok yönlü kişiliğiyle ilim ve kültür târihimize damgasını vurmuş, devrinden sonraki pek çok âlimin de hayâtına derinden tesir etmiştir. Gerek yazdığı eserler, gerekse yetiştirdiği talebelerle asırlarca fikir hayâtımıza hizmet ederek Osmanlı Devleti’nin ilmî seviyesine büyük değer katmış ve bu devletin de ilk şeyhülislâmı olmuştur. Molla Fenârî, dînî ve aklî ilimlerde yaptığı yüksek tahsilin ardından, Osmanlı medrese sistemini yeniden, en iyi şekilde tesis ederek birbirinden değerli pek çok âlimin yetişmesine vesîle olmuştur. O, Allah ve Muhammed aşkıyla Kur’an ve sünnet emirlerinin kutlu yolunda bir ömür sürmüş, öğrenmek ve öğretmekle geçen hayâtında bir günü diğer gününe benzememiş bir Allah dostudur.

Molla Fenârî Hazretleri'nin doğum yılı

Büyük âlim Molla Fenârî Hazretleri, 1350 senesinde Orhan Gazî döneminde dünyâya gelir. Asıl adı Şemsüddîn Muhammed olup, Fenârî nisbesidir. Fenerci veya Fenerli mânâsındaki bu nisbe hakkında kaynaklarda farklı görüşlere rastlanmaktadır. Araştırmacılar, nerede doğduğu kesin olarak bilinmeyen ve gençliğinde Molla Fenârî ismiyle şöhret bulmuş bu büyük velînin genç yaşlarda Orta Asya’dan Mâveraünnehr’den geldiği görüşündedir.

Molla Fenârî Hazretlerinin babası Hamza Efendi âlim ve mutasavvıf bir zâttır. İlk terbiyesine babasından, Sadreddin Konevî Hazretlerinin Yüce Allah ve âlem ilişkisinde ilâhî bilginin yerini anlattığı Miftâhü’l Gayb adlı eserini okuyarak başlar. Bu da daha çocuk yaşlarda hem çok iyi derecede Arapça ve Felsefe bildiğini hem de tasavvuf ilmine vâkıf olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu eserin ilmî içeriği göz önüne alındığında babasından aklî ve naklî ilimlerde temel bir eğitim aldığını da görmek mümkündür.

Sadreddin Konevî Hazretleri'nin Miftâhü’l Gayb adlı eseri, Molla Fenârî Hazretlerinin hem tasavvufî hayâtının şekil alması hem de Muhyiddin Arabî Hazretlerine duyduğu muhabbet bakımından önemlidir. Molla Fenârî Hazretleri babasıyla bu eseri tetkik ettikten sonra İznik’e giderek Orhaniyye müderrisi Alâeddin Ali Esved’in derslerine devam eder. Üç sene kadar ilim tahsil ettiği hocasıyla aralarında geçen ilmî bir münâkaşa sonucunda Molla Fenârî Hazretleri Amasya’ya giderek devrin en ünlü bilginlerinden Fahreddin Râzi’nin torunu Cemâleddîn Aksarâyî Hazretlerinin rahle-i tedrîsine girer.

Molla Fenârî Hazretleri'nin hayatı

Molla Fenârî Hazretleri, Cemâleddîn Aksarâyî Hazretlerinin yanında uzun bir medrese tahsili gördükten sonra icâzetini alarak yine tahsil için Mısır’a gider. Mısır, yüzyılın en önemli ilim ve kültür merkezlerinin başındadır. Molla Fenârî Hazretleri, burada hadis, fıkıh, lûgat, sahiv, nahiv ve beyan gibi alanlarda eşsiz bir âlim kabul edilen ve pek çok değerli zâtın hocası olan Ekmeleddîn Muhammed el Baberti’nin talebesi olur. Bayburt’ta dünyâya gelen ve kırkı aşkın eseri bulunan Hanefî fakihi Baberti, tahsil için gittiği Mısır’da yaşamaya başlamış ve burada Molla Fenârî Hazretleri gibi nice değerli âlim yetiştirmiştir. Seyyid Şerif Cürcânî, Şâir Ahmedî, meşhur hekim Hacı Paşa gibi isimlerle berâber Ekmeleddîn Muhammed Babertî’den tahsil gören Molla Fenârî Hazretleri şehrin diğer önemli âlimlerinden de dersler alır.Mısır’daki tahsilini tamamlayarak hocasından icâzetini alan Molla Fenârî Hazretleri Osmanlı’nın o dönemdeki başşehri Bursa’ya gelir.


Yoğun bir tahsil hayâtının ardından Molla Fenârî Hazretleri için ilminin zekâtını verme zamânı gelmiştir. Zaten o da ilmi ve zekâsıyla kısa zamanda dikkat çeker ve kendisiyle yakından ilgilenen Sultan I.Murad tarafından Orhan Câmii’ne tâyin edilir. Buradaki vaaz ve dersleri kısa sürede şöhret bulur. Önde gelen devlet adamlarından Vezîr-i Âzam Çandarlı Hayreddin Halil Paşa, Molla Fenârî Hazretlerinin ilminden çok etkilenir ve kendisini Osmanlı eğitim hayâtı için, devrinde büyük önem taşıyan Bursa Manastır Medresesi’ne müderris olarak tâyin eder.

Devrinin aklî ve naklî ilimlerde en önemli isimlerinden biri olan Molla Fenârî Hazretlerinin müderris olmasıyla Osmanlı ilim ve kültür hayâtına sağlam temeller atılarak eğitim sistemine yenilikler gelir. Anadolu’nun Moğol istîlâsı sebebiyle göçlerle yeniden şekillendiği bir dönemde, burayı ilim ve kültür merkezi hâline getirecek önemli ilmî adımlar atar Molla Fenârî Hazretleri.

Medresede mantık, felsefe, matematik gibi aklî ilimlere önemli bir yer verir. Eğitim hayâtına getirdiği yenilikler sâyesinde, Mısır, Suriye, İran gibi Anadolu’nun dışında bulunan medreselere gitmek zarûreti de ortadan kalkar. Müşâhede ve çözümleme gücü yüksek olan Molla Fenârî Hazretlerinin getirdiği yeniliklerden biri de yine talebelerin en iyi şekilde ilim tahsil etmesini sağlamak maksadıyla tatil günlerinin üç güne çıkarılmasıdır. Zîra o yıllarda eserler öğrenciler tarafından yazılarak çoğaltılmakta ve yazmak, okumaktan daha fazla zaman almaktadır. İşte bu sebeple Molla Fenârî Hazretleri talebelerin eserleri yazabilmeleri için Cumâ ve Salı olan tatil günlerine Pazartesi gününü de ekler.

Tefekkür sâhibi bu büyük âlimin bir gecede yazdığı söylenen dünyâca meşhur eseri İsagoci Şerhi de beş asır boyunca Osmanlı medreselerinde okutulur. Temel mantık eserleri arasında yer alan bu şerh Molla Fenârî Hazretlerinin çözümleme gücünü de ortaya koyar niteliktedir. Onun ilmî öngörüsü Osmanlı medreselerinden Ali Kuşçu, İbn-i Kemal, Mirim Çelebi gibi birbirinden kıymetli ismin yetişmesine vesîle olur.

Molla Fenârî Hazretleri'nin sözleri

İşte böylesine çok yönlü, keskin bir zekâ ve çözümleme kâbiliyetine sâhip olan Molla Fenârî Hazretleri adâleti ve yüksek ahlâkı ile de hürmet görür. Manastır Medresesi’ndeki müderrislik vazîfesinin birinci senesinde, 44 yaşında iken Bursa Kadılığına getirilir. Adâletten ayrılmayan ve hakîkati söylemekten çekinmeyen bu büyük âlimin hâline örnek teşkil etmesi açısından devrin sultânı ile aralarında geçen şu hâdiseyi hatırlamak gerekir:

Bir dâvâda Sultan Yıldırım Beyazıt’ın şahâdetine gerek duyulması üzerine Pâdişah, Kadı Molla Fenârî’nin huzûruna gelir. Yıldırım Beyazıt; “Ben biliyorum bu iş böyle” der. Lâkin Kadı Molla Fenârî, “Siz namaz için cemaate gelmiyorsunuz, ben sizin şahâdetinizi kabul edemem” diyerek, Sultân’ın şâhitliğini geri çevirir. O, ilmiyle âlim, Kur’an ve sünnet emirlerinden tâviz vermeyen hak ve hakîkat yolunda yürüyen büyük bir gönül sultânıdır. Elbette Yıldırım Beyazıt da Hakk’a teslim, ilme ve ulemâya değer veren ve güven duyan bir sultandır…

Molla Fenârî Hazretleri, Bursa kadısı ve müderris olmasına rağmen tevâzu sâhibi ve ilmini sürekli artıran bir âlimdir. Zîra Ulu Câmii’nin açılışında Fâtiha Sûresi’nin tefsirini yapan ve Somuncu Baba olarak meşhur Hâmidî Aksarâyî Hazretlerini kürsüde dinledikten sonra derhal kendisine talebe olması da buna işârettir. Somuncu Baba, Molla Fenârî’nin, gönül dünyâsına ayna tutan Halvetî tarîkatının inceliklerini öğrendiği ve Bursa’dan ayrılmaması için gözyaşları içinde yalvardığı biricik şeyhidir.

Molla Fenârî Hazretlerinin kadılık ve müderrislik döneminde soru sormak sûretiyle fikrinden istifâde ettiği ve aklî ilimlerde görüş aldığı bir değerli isim de Saferşah’tır.

Müderrislik ve kadılık görevinin yanı sıra döneminin dînî meselelerine çözüm getirerek müftülük de yapan Molla Fenârî Hazretleri Osmanlı târihinde önemli bir yere sâhiptir. Yıldırım Beyazıt’ın Hakk’a yürümesi, ardından da Timur’un Bursa’yı işgâline kadar on yıl aralıksız kadılık yapan Molla Fenârî Hazretleri, şehzâdelerin arasında cereyân eden hâdiseler sebebiyle Bursa Kadılığından ayrılarak Karaman’a gider. Karaman bu sırada Timur tarafından alınarak Karamanoğlu’na verilir.

Molla Fenârî Hazretleri'nin eserleri

Karaman’da büyük bir îtibar gören Molla Fenârî Hazretleri burada bir taraftan talebe yetiştirir bir taraftan da Somuncu Baba’dan feyz aldığı Fâtiha Sûresi’nin tefsirini ihtivâ eden Aynü’l-Âyân adlı eserini kaleme alır. Burada 12 sene yaşayan Molla Fenârî Hazretleri, Osmanlı’nın ikinci kuruluşu olarak adlandırılan dönemin sultânı Mehmed Çelebi’nin Konya’yı alması üzerine, sultânın dâvetini geri çevirmeyerek kendisiyle Bursa’ya döndüğü sırada 67 yaşındadır. Sultan, bu büyük âlimden 12 yıl aradan sonra tekrar Bursa Kadısı olmasını ister. Hem siyâsî hem ilmî açıdan büyük tecrübe sâhibi olan Molla Fenârî Hazretleri, halkın sevgisini kazanmış, dîne ve adâlete olan bağlılığı sebebiyle takdir gören bir âlimdir. İpekçilikçe geçinen ve oldukça zengin olan Molla Fenârî Hazretleri, bir o kadar da cömerttir. O, halk içinde Hak ile olup toplumun sorunlarına eğilmiş, halkın ihtiyaçlarını en iyi şekilde gözeterek, bulunduğu makam ve mevkiinin hakkını vermeye çalışmış, malıyla canıyla Hak yolundan ayrılmamış bir velîdir.

Molla Fenârî Hazretleri, ilerlemiş yaşına rağmen zorluklarla dolu bir yolculukla Hac farîzasını yerine getirmek üzere kutsal topraklara gider. Hac seyâhati dönüşünde Kâhire’ye uğrayarak bir süre burada kalır, dönemin önde gelen âlimleriyle ilmî müzâkerelerde bulunup, ders verir. Kudüs’e uğradıktan sonra da tekrar Bursa’ya döner. Kadılık ve müderrislik görevine devam eden Molla Fenârî Hazretleri, Sultan Mehmed Çelebi’nin Hakk’a yürümesinden sonra tahta geçen II. Murad tarafından “şeyhülislâm” tâyin edilir. Osmanlı Devleti’nin genişlemesi ve işlerinin çoğalması sebebiyle II. Murad, ulemânın şeyhülislâmlık çatısı altında toplanmasını ister. Böylece Molla Fenârî Hazretleri Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhülislâmı olur.

Ömrünü ilim ve irfan yolunda sürdüren Molla Fenârî Hazretleri, 78 yaşında iken değerli bir âlim bir olan oğlu Muhammed Şâh’ın Hakk’a yürümesiyle evlât acısı yaşar. Bu acı karşısında ağlamaktan gözleri kör olan Molla Fenârî Hazretlerinin bir yıl sonra gözleri şifâ bulur. Yüce Allah’ın gözlerine şifâ vermesine şükür olarak ikinci defa Hacc’a gider. İlerlemiş yaşına rağmen Hac dönüşü Mısır’a uğrar, âlimlerle ilmî alışverişlerde bulunarak Bursa’ya gelir. Belki de bir müderris olarak devrin en önemli ilim merkezlerini müşâhede etmesi, talebelerini kendinden sonraki nesle uygun olarak yetiştirmek ve her bir talebesini ilim gibi ekip irfan gibi biçmektedir Anadolu topraklarında…

Molla Fenârî Hazretleri'nin ölümü

Molla Fenârî Hazretleri Hac’dan döndükten kısa bir süre sonra 1431 senesinde Bursa’da Hakk’a yürür. 80 yılı aşkın ömrünü Allah yolunda geçiren Molla Fenârî Hazretlerinin talebeleri, devlet erkânı ve tüm halk cenâze törenine iştirak eder. Büyük gönül sultânı, duâlar ve gözyaşlarıyla Hakk’a uğurlanır… Cenâzesi kendi yaptırdığı câminin hazîresine sırlanır…

Büyük âlim Hakk’a yürüdükten sonra özel kütüphânesinden çıkan kitap sayısı 10 bin adettir. Aklî ve naklî ilimlerde derin bir ilim sâhibi olan Molla Fenârî Hazretlerinin irili ufaklı olmak üzere 100 kadar eseri tespit edilmiştir. Notlar aldığı pek çok eseri ise belki de birçok görevi bir arada yapması sebebiyle kaleme alınamamıştır. Hayâtının sonuna kadar ders veren Molla Fenârî Hazretleri, eserlerini devrin ilim dili olan Arapça kaleme almıştır. Mantıktan matematiğe, tasavvuftan fıkha kadar pek çok konuda eser vermiştir. Yazdığı İsagoci Şerhi beş asır boyunca medreselerde okutulmuştur.

Bursa’ya ilmî ve kültürel pek çok faydası dokunan Molla Fenârî Hazretleri Bursa’da pek çok derviş yetişmesine vesîle olur. Büyük velînin müridleri arasında oğlu Mehmed Şah Fenârî, Şehâbeddin İbn Arabşah, Kadızâde Rûmî, Kutbüddinzâde İznikî, Kâfiyeci, Emîr Sultan, Molla Yegân ve İbn Hacer el-Askalânî gibi çok büyük âlimler bulunmaktadır.

Gerek devlet erkânının, gerekse halkın saygı gösterdiği ve maddî durumu iyi olmasına rağmen sâde, mütevâzı bir hayat süren Molla Fenârî Hazretleri, Kudüs’te bir medrese ile Bursa’da üç mescid ve bir medrese yaptırmış ve bıraktığı vakfiyesiyle bunlara birçok emlâkini tahsis etmiştir.

Molla Fenârî Hazretleri, Moğol istîlâsı sonrası toparlanmaya çalışan İslâm âleminin ilmî ve fikrî dünyâsının güçlü bir temsilcisi, Osmanlı düşünce ve ilim hayâtına yön vermiş büyük bir âlim, mütefekkir ve mutasavvıftır. Hakkı söylemekten çekinmeyen, dürüst ve âdil bir kişiliğe sâhip Molla Fenârî Hazretleri, 80 yılı aşkın ömrü boyunca mütevâzı bir hayat sürerek, halkın sevgi ve muhabbetine mazhar olmuştur. O halk içinde Hak ile yaşayan, Kur’an ve sünnetten gayrısına îtibar etmemiş bir âlimdir. Asırlardır eserleri ve fikirleriyle hâlâ İslam dünyâsına hizmet etmektedir. Bursa Molla Fenârî Mahallesindeki türbesi yüzyıllardır Hak âşıklarının önemli bir ziyâretgâhıdır…

Ne güle, bülbüle bâki a gözüm bağ-ı cihan

Kime yâr oldu, murâdınca felek-i devr-i zaman (Filibeli Ahmed)

Cihan denen bu bahçenin ne gülüne, ne bülbülüne aldanmış, gönlündeki Allah ve Resûl aşkıyla Hakk’a yâr olmak için yaşamış bir gönül sultânıdır Molla Fenârî Hazretleri (k.s)…

Yazan:  Nevin Şahin

https://www.ankaramasasi.com/haber/716890/anadolunun-manevi-mimarlari-molla-fenr-hazretleri
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.