İsmail Hakkı Pekin bombalı saldırı girişiminin perde arkasını anlattı

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, İstanbul'da gerçekleşen bombalı saldırı girişimini, terör örgütünün Türkiye'de kargaşa çıkarma faaliyeti olarak değerlendirdi.
Murat Saltan
|
29 Nisan 2021, Perşembe - 22:56
İsmail Hakkı Pekin bombalı saldırı girişiminin perde arkasını anlattı

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Gökhan Gökyıldırım'ın sunduğu Ankara Masası özel yayınında Kıbrıs görüşmeleri ve İstanbul’daki bombalı saldırı girişimiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Pekin, terör örgütünün Türkiye’de bir kargaşa çıkarmak için düğmeye bastığını söylerken “Bak adamlar yavaş yavaş bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. En son Esenler garında 5 kilogramlık bir patlayıcı madde ele geçirilmiş.  Otogarda mı olur, başka bir yerde mi olur. Türkiye'de tekrar bu terör faaliyetlerini başlatmak, Türkiye içerisinde ve Türkiye de bir kargaşa yaratmak tam da böyle bir şey. Pandemi kapanma var ondan sonra işte Ramazan Bayramı var falan bütün bunları hesaba katarak Türkiye'de yeniden sabotajlar serisini, eylemler serisini kurmaya çalışıyorlar. Böyle bir ortamda yaşıyoruz. Onun için eylemlerimize, söylemlerimize çok dikkat etmemiz gerekir diye değerlendiriyorum.” Diye konuştu.

HDP’ye yönelik savunmalardan PKK’nın da yararlandığını ifade eden Pekin “HDP'nin kapatma konusuyla ilgili konu gündemde. Eleştiriler işi çok farklı yerlere getiriyor. İnsan haklarına şunlara bunlara getiriyor. O zaman da bu işlerden PKK faydalanıyor terör örgütü faydalanıyor. Yani o zaman devlet dediğin nedir? Devlet işte orada olan bürokratlar vs falan. İktidar hükümet onlara talimat veriyor, onlar da bu çalışmaları uyguluyorlar. Şimdi bunu bölmek, parçalamak ya da HDP'ye savunacağım derken ya da siyasi bir partiyi savunacağım derken onun PKK ile işbirliğini ya da PKK ile olan faaliyetlerini bir kenara bırakmak ve sadece o hesabı yapmak çok yanlış olur.  Bunu nasıl önleriz bilemiyorum.” Dedi.

" Egemen eşitlik iki devlete dayalı bir sistem"

İsviçre'nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde gerçekleşen Kıbrıs toplantısını değerlendiren Pekin şunları söyledi;

Sayın Çavuşoğlu ve Sayın Tatar'ın ifade ettiklerinden şu anlaşılıyor. Yaptıkları görüşmelerde karşı tarafta hiç değişen bir şey olmamış. 60 yıldır söylediklerini aynen tekrar ediyorlar. Aynı şeyleri söylüyorlar.

Türkiye açık ve net olarak 6 maddelik Tatar’ın verdiği bir şey var. Ama asıl önemli olan bu 6 madde içerisinde sanırım egemen eşitlik konusu önemli. Egemen eşitlik iki devlete dayalı bir sistem. Bir de uluslararası düzlemde eşit siyasi statüye sahip olması iki tarafında. Yani böylece iki ayrı devlet şeklinde görülüyor. Ama hala Rumlar federasyon veya konfederasyon gibi şeyler düşünüyorlar.

Türkiye'nin 1960’lar anlaşmalarıyla kazanmış olduğu Kıbrıs haklarına bile geri dönmeyi istemiyorlar. Böyle bir samimiyetsizlik var. Bir de samimiyetsiz oldukları şöyle belli, arkasından Türkiye'nin vermiş olduğu ya da Tatar’ın vermiş olduğu 6 maddeyi basına sızdırmışlar. Türkler anlaşma yapmak istemiyor, tıkıyorlar görüşmeleri vs. falan diye.

Tam bir propaganda, psikolojik harekat yapıyorlar, propaganda yapıyorlar. Yani sorun çözmek istemiyorlar. Sorunları kendi istedikleri doğrultuda çözmeye çalışıyorlar. Dayatma olarak çözmeye çalışıyor, arkalarına AB’yi almışlar öyle çözmeye çalışıyorlar.

Ama bu sefer tabii 5+1 bir toplantı oldu. Yani Türkiye, Yunanistan, garantör olarak İngiltere, Rum tarafı ve KKTC girdi işin içerisine, başta da işte BM var. Ama gördüğümüz kadarıyla yeni bir toplantı olacak ama bu toplantı ne zaman olur bilemiyorum. Tabii toplantıya kadar artık Rumların Türkiye tezlerine uygun bir şekilde gelmeleri gerekiyor. Yoksa hep aynı şey. Hem Annan Planı’na hayır dediler hem arkasından Türkiye'nin tekliflerine hayır diyorlar.  Türkiye çok farklı teklifle geliyor.

"Hiçbir yerde barış sağlanmadı"

Kıbrıs’ta iki toplumun bir arada yaşamasının mümkün olmadığını ifade eden Pekin “Bir de tabii şu var Guterres’in ifadelerinde biraz yok işte bir arada yaşasınlar falan diye söylüyor. Bu iki toplumun bir arada yaşaması mümkün değil. Yani şimdiye kadar denediler. Önce Kıbrıs’ta denediler, Lübnan’da denediler, Lübnan’da da şu Müslümanlardan olsun yok Cumhurbaşkanı şunlardan olsun, Genel Kurmay Başkanları bunlardan olsun diye ayrı ayrı yaptılar.  Aynı şeyleri Irak’ta yaptılar. Bakın hiçbir yerde barış sağlanmadı. Yaptıkları her çözüm şey de Dayton Anlaşması'nda Bosna Hersek için geçerli yaptıkları hiçbir anlaşma bir barış getirmedi. Dolayısıyla bu 74 Harekatından sonra, Kıbrıs Harekatından sonra şunu görüyoruz Kıbrıs’ta bir düzen var bu düzenin bir an evvel hayata geçirilmesi gerekiyor ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası arenada diğer ulus devletlerle birlikte eşit haklara sahip olmalı.” Dedi.

"Türkiye açık ve net olarak Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmeli"

Pekin, birkaç toplantı sonrasında Türkiye’nin Kıbrıs’ın bağımsızlığını ilan etmesi gerektiğini ifade ederken “Türkiye tabii bunla kalmamalı. Yani sadece Guterres’e ya da BM’ye yaptığı teklifle kalmamalı. Bu yapmış olduğu teklifi diğer her yere bütün bizi tanıyan ya da bizim Kıbrıs’ı tanıyacak olan gruplara anlatmalı, söylemeli ve bu teklifi yürürlüğe koymak içinde uluslararası kamuoyunda gereken baskıyı yapmalı diye değerlendiriyorum. AB üyeleri o taraf. Sanki bütün Kıbrıs'ın sözcüsü gibi davranıyorlar Rum tarafı. Onun bir şekilde önlenmesi gerekiyor. En azından Avrupa devletlerinin bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor ve Kıbrıs'ın bütünün temsilcisi gibi bunların algılanmaması gerekiyor. Ama şimdiye kadar bütün Avrupa ülkelerinin, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin teşvikiyle ya da provoke etmesi ile Türkiye'ye karşı bir takım tehditler aldığını görüyoruz. Ama Türkiye'nin ve Kıbrıs’ın daha çok alacağı yol var. Yani eskisi gibi beklemememiz gerekiyor. Açık açık fikirlerimizi anlatmamız gerekiyor. Eğer olmuyorsa da birkaç toplantı sonrasında Türkiye açık ve net olarak konjektör uygun olduğu anda Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmeli, bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’ni ilan etmeli diye değerlendiriyorum.” Şeklinde konuştu.

" Yeter ki dış politikamızı düzgün koyalım"

Silah kuvvetlerin de diplomasi görüşmelerinin bir parçası olduğunu ifaden eden Pekin “Türkiye güçlü bir devlet. Bu tür ekonomik krizlerden, pandemiden, diğer konulardan çok fazla etkilenmiş olabilir. Ama hiçbir zaman gücünü ve kuvvetini kaybedeceğini sanmıyorum. Yani Türkiye'nin gücü yeterli bunlar için. Türkiye’nin jeopolitik konumu da çok önemli. Jeopolitik konumuna baktığımız zaman Türkiye'nin bu işi yapacak ve bunu yaptığı zamanda Türkiye’yi destekleyecek hem dünya çapında aktörler var hem de bölge çapında aktörler var. Yeter ki biz dış politikamızı düzgün koyalım ve barışçı bir dış politika sergileyelim. Silahlı kuvvetleri arkada dursun ama silahlı kuvvetlerin önünde diplomasiyle beraber olmalı. Çünkü diplomasi ve silahlı kuvvetler birbirinden ayrılmaz iki parça. Bunu kullanmamız lazım. Sonuna kadar da kullanmamız lazım. Artık böyle çekimser davranmak o ne der, bu ne der gibi faaliyetlerde de bulunmamak önemli. Mevcut konjektöre baktığımız zaman işte ABD’nin Çin'le Rusya ile sorunu var. Başka sorunlar da var Ortadoğu'da. AB’nin sorunları var. Onlarda Çin’de bir şeyler yapmak istiyorlar. Bütün bunlar Türkiye’nin elinde önemli bir koz değerlendirebilirsek bunları herhalde önümüzdeki dönemde birkaç toplantı sonrasında; ‘Kusura bakmayın bu iş böyle yürümez diyebiliriz.Biz yeteri kadar bekledik. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan ediyoruz’ diye ilan edip tanınmasını istemek gerekebilir.” İfadelerini kullandı.

"Milli davalarda dikkatli olmalıyız"

Milli konularda birlik olmak gerektiğinin altını çizen Pekin “Doğu Akdeniz’de de Ege’de de bu ve buna benzer bütün işte yaptıkları görüşmelerde, yaptıkları muameleleri mültecilere görüyorsunuz. Öyle bir ahlak anlayışları var maalesef. Ama bunu Osmanlı döneminden bu yana bu şekilde hareket ettiklerini not etmemiz gerekiyor. Yani zayıf olduğumuz anda ya da bizi zayıf gördükleri anda akbabalar gibi üzerimize geleceklerini bilmemiz gerekiyor. Onun için Türkiye’de her zaman iç cephenin güçlü olması lazım. İç cephede bir çatlak bulunmaması gerekir. Özellikle bu tür milli konularda aksi takdirde milli konularda çatlak olursa o zaman işin içinden çıkamayız. Yani o bakımdan iç cephe çok önemli. Cephenin birlik olması, güçlü olması, Türkiye'nin haklı argümanlarını her zaman destekler ve dünya kamuoyunda yer bulmasını sağlar. Ama iç cephe dağınık olursa o zaman herkes bir tarafından tutar, konuşur. Yani bugün Oda TV de okudum bu Barzani'nin konuşması var Kürt devletinin kurulmasıyla ilgili konuşması var. Yaptıkları hesaplar, kitaplar var. Bayan Mitterand PKK’nın nasıl sponsoru olduğunu nasıl arkasında durduğunu. Hatta PKK’nın gerillalılığını yapacak derecede bu işin içine girdiğini okudum. İnsan üzülüyor, maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz. Onun için milli konularda açık vermememiz, başka yerlere zaafımızı göstermememiz gerekiyor. Diğer konularda olabilir insan ekonomi konusunda diğer konularda eleştiriler şunlar bunlar ama Kıbrıs gibi milli davalarda veya diğer güneyimizde YPG PKK devleti kurma gibi milli davalarda çok dikkatli olmamız gerekiyor.” Diye konuştu.

"Kavga mı etmemiz gerekiyor?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’a yönelik sözlerinin eleştirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Pekin sözlerine şöyle devam etti;

Sayın Cumhurbaşkanı biraz şey yumuşak bir tavırla anlatı cevap verdi Biden’a ama onu karşılığında işte bazı siyasi parti liderleri bunu farklı algıladı sert cevap versek yani ortamı kızıştırsak ne olacak yani elinize ne geçecek? Sonuçta Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki sorunları var, ekonomik sorunları var. Pandemi ile sorunları var. Bütün bunlar bu dönemde karşılıklı olarak Amerika'yı veya diğer devletleri karşımıza almanın bir anlamı yok. Zaten son 4-5 aydır gerçekten dış politika çok önemli değişikler oluyor.

Yani kavga mı etmemiz gerekiyor? Şu anda kavga zamanı değil, ne başka devletlere Türkiye takımının patronu korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk öncesi her zaman tetiktedir. Millet her zaman tetikte ama, Milleti ve milli birlik beraberliğimizi bozmamak lazım zaten.

En azından buna meydan vermeden insanların yaralarını saracak şekilde bir politika izlememiz lazım diye değerlendiriyorum. Ama dış politika içeride kullanmamak lazım. Belki iç politika ya da dışarıda malzeme yapmamak gerekiyor. Sonuçta kim konuşursa konuşsun ben dahil herkes konuşacak olsun bütün bunları birileri seyrediyor, dinliyor, not alıyor, bu ve çıkarımlar yapıyor. Neden olabildiği sorunlar da milli meselelerde ne kadar bir araya gelirler? Gelemezler ya da ne yaparsak bunların belli birliğini bozarız ve nitekim de yapıyorlar.

Türkiye’de her türlü eleştiri yapılabilir ama milli konularda Kıbrıs gibi milli konularda devletten birlikte beraber olmamız gerekiyor ve iktidarın devletin arkasında durmamız gerekir.

https://www.ankaramasasi.com/haber/742526/ismail-hakki-pekin-bombali-saldiri-girisiminin-perde-arkasini-anlatti
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.