Anadolu'nun manevi mimarları: Bayezid-î Bistâmî Hazretleri

İslam alimlerinin hayatlarını Ankara Masası mercek altına alıyor. Yaklaşık 2 ay sürecek yazı dizisinin 47. bölümünde Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin hayatı var.
Selen Gündoğan
|
02 Haziran 2021, Çarşamba - 09:44
Anadolu'nun manevi mimarları: Bayezid-î Bistâmî Hazretleri

Dua ordusunun komutanları, hayatlarını İslam dinini daha iyi anlatabilmek için adayanlar...

Onlar Allah dostları, gönül sultanları, Anadolu’nun manevi mimarları…

Söz sarrafı, gönül aynası Yûnus Emre Hazretleri'nin birbirinden değerli mısralarla anlattığı büyük gönül sultânı Ahi Evran Hazretleri'nden, ömrünü Hak ve ilim yoluna adayan Hacıveyiszâde Mustafa Efendi'ye; ilmi ve mâneviyâtıyla 18. yüzyıl tasavvuf ve kültür hayatını derinden etkilemiş Hazreti Pir Nûreddîn Cerrâhî'den, ezel dünyâsında verdiği söz üzere yaşayıp, ahde vefâsına tam bir sadâkatle, ebedî âlemin aşk-ı ateşiyle yanmış gönül sultânı Şeyh Vefâ Hazretleri'ne kadar İslam alimlerinin hayatları Ankara Masası okuyucusu ile buluşuyor.

Yaklaşık 2 ay boyunca sürecek yazı dizisinin 47. bölümü sizlerle...

BAYEZİD-Î BİSTÂMÎ HAZRETLERİ

Âşık olan kişinin zikrettiği Kur’an olur

Vâhid ü Ferd ü Ahad sırrındaki umman olur

Allah (c.c) ve Resûlü’nün (s.a.v) aşk-ı ateşiyle her dem zikri Kur’an olmuş, birlik sırrında ummâna dalıp Hakk’ın yolunda kul olmuş bir gönül sultânıdır Bayezid-î Bistâmî Hazretleri (k.s)…

O, çile dolu hayâtı, muhteşem şathiyeleri ile hem kendi döneminde hem de kendinden sonraki devirlerde yaşayan insanlara en çok tesir eden mutasavvıftır. Dervişlerin, sûfîlerin, Hak âşıklarının, gönül ehlinin pîri olmuş, kendinden sonra gelen nice mutasavvıfı onun dizinin dibinde yetişmişler gibi etkilemiştir. Hz. Mevlânâ’dan Harakânî Hazretlerine, Muhyiddin Arabî’den Cüneydi Bağdâdî Hazretlerine kadar pek çok âlim O’nun Hakk’a olan sevgisi ve bağlılığından övgüyle bahsetmiştir. Bayezid-î Bistâmî öyle çok sevilmiştir ki, kendinden sonra yaşanan dönemlerde bir velînin büyüklüğünü târif ederken “asrın Bayezid’i” tâbiri kullanılmıştır. Hakkında en çok yazılan velîlerden biri olan Bayezid-î Bistâmî Hazretleri, Kur’an ve sünnete bağlılığı, Allah (c.c) ve Resûlü’ne (s.a.v) duyduğu aşkı ve örnek yaşamıyla başlı başına eser olmuş büyük bir gönül sultânıdır.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin doğum yılı ve yeri

Büyük âlim Bayezid-î Bistâmî Hazretleri, bugün İran sınırları içinde yer alan Bistam’da dünyâya gelir. Doğum târihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 9. yüzyılın başında 804 senesinde doğduğu kabûl edilir. Bistâmî Hazretlerinin asıl adı Tayfur’dur. Künyesi Ebu Yezid olup, Bistamlı oluşuna nisbetle Bistâmî ismiyle anılır. Mutasavvıflar ise bu büyük âlimi, Âriflerin Sultânı mânâsındaki Sultân-ül Ârifin lakabıyla anar.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin hayatı

Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin babası Îsâ Efendi iyi bir İslâmî terbiye almış, tasavvuf ehli bir zattır. Dedesi Seruşan ise sonradan İslâmiyet ile müşerref olmuş İranlı Mecûsî bir din adamıdır. 9. yüzyılda diyar diyar dolaşıp henüz İslâm dînini duymamış olanlara İslâm’ı tebliğ eden müslümanlardan birini dinleyen Seruşan, İslâmiyet’i işittiği vakit tereddüt bile etmeden, “Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullah” diyerek Allah’tan başka bir ilâh olmadığını ve âlemlerin sultânı Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) elçiliğini cân-ı gönülden kabul eder. Büyük İslâm âlimi İbn-i Cevzî, Mir’atü’z Zaman adlı eserinde Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin dedesi ve babasını, dinlerine sâdık, güzel ahlak sâhibi kimseler olarak anlatır.

Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin dedesi Seruşan, Müslüman olduktan sonra çocuklarını da İslâmî bir terbiye üzerine yetiştirir. Mecûsî oldukları dönemde de Bistam’da saygın bir yeri olan bu âile pek çok kişinin İslâm dîni ile tanışmasına vesîle olur. Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin babası Îsâ Efendi, tasavvufa büyük bir ilgi duyar ve evlâtlarına da bu hassâsiyetle terbiye verir. Büyük âlimin annesi ise ibâdetine düşkün, neredeyse her gününü oruçlu geçirmeye gayret eden, Allah ve Muhammed aşkı ile yanıp tutuşan salihâ bir hanımdır.

Bistâmî Hazretlerinin dindarlığı ile tanınmış babası Îsâ Efendi’nin Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinden başka iki kızı, âbid ve zâhit kişilikleriyle tanınan Âdem ile Ali adlarında iki oğlu daha vardır. Kur’an ve sünnete gönülden bağlı olan bu anne-babanın çocukları güzel ahlakları ve dinlerine bağlılıkları ile halk arasında büyük teveccüh görür. Fakat Bayezid-î Bistâmî Hazretleri, hal ve tavırlarıyla kardeşlerinden biraz daha farklıdır. Zaman zaman kalabalıklardan uzaklaşır, yalnız kalmak ve tefekkür etmekten haz duyar.

İlk terbiyesini babasından ve mahalle mektebinden alan Bayezid-î Bistâmî Hazretleri pek çok âlimin derslerine iştirak eder. Feridüddîn-i Attâr Hazretleri O’nun 103 ayrı hocadan ilim ve irfan öğrendiğini anlatır. Bazı kaynaklar Bistâmî Hazretlerinin hocaları arasında büyük fıkıh âlimi Câfer-i Sâdık Hazretlerini de zikreder. Lâkin Câfer-i Sâdık Hazretleri zamânında, Bayezid-î Bistâmî Hazretleri henüz dünyâya gelmemiştir. Yine bazı kaynaklar büyük âlimin Câfer-i Sâdık Hazretlerinden Üveysîlik yoluyla mânâ âleminde istifâde ettiğini yazar.

Büyük hadis ve fıkıh âlimlerinden Serrac, Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin tasavvuf terbiyesini Ebû Ali es-Sindî adında bir hocadan aldığını kaydeder. Hattâ Serrâc’ın verdiği bilgilere göre Bayezid-î Bistâmî Hazretleri ümmî olan bu şeyhe farzları yerine getirecek kadar şer’i ilim öğretip, karşılığında da ondan tevhid ve fenâ ilmini öğrenir. Bistâmî Hazretlerinin Hakk’a ulaşmaktan ve kul olmaktan başka gâyesi yoktur. İçindeki Hak aşkı öylesine güçlüdür ki, o coşkun muhabbetle kendinden geçip Hak’ta fenâ olur.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin eserleri

Bayezid-î Bistâmî Hazretlerine büyük muhabbet duyan ve onun hayâtını kaleme alan âlimlerden Feridüddîn-i Attâr Hazretleri, O’nun bu aşka çetin riyâzetler ve zor mücâdeleler netîcesinde vâsıl olduğunu söyler. Attâr Hazretlerinin Tezkiretü’l Evliyâ adlı eserinde, Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin Hac yolculuğunu anlatışı da bize bu büyük gönül sultânının o coşkunluğa nasıl eriştiğini gösterir niteliktedir. Zîra bu büyük âlim, Kâbe’ye on iki senede varmış, her adımda iki rekât namaz kılmıştır. Kâbe’ye eriştiğinde ise kendisini buna lâyık bulmadığı için şehre girememiştir. Ancak ikinci yıl Kâbe’yi ziyâret edip Hac vazîfesini yerine getirir.

O, Yüce Allah’a karşı edepsizlik etmekten imtinâ eder; “sevgilim” dediği Yaradan’a âsî olup sevgisinden geri kalmaktan çekinir. Hakk’ın karşısında varlık iddiasında bulunmayan, tüm âzâları ile Allah ve Resûlü’ne teslim olmuş bir gönül sultânıdır. Onun sûretâ ve sîretâ nasıl bir insanlık makâmında olduğunu idrak etmek için Hamedanlı bir karıncayla yaşadığı hâdiseye bakmak gerekir:

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri, Hamedan şehrinden alıp Bistam’a getirdiği usfur çiçeğinin tohumunda bir karınca görür. “Bu miskini yerinden ayırdım” diyerek, hiç düşünmeden geri döner ve karıncayı tekrar Hamedan'a götürüp aldığı yere bırakır. İşte Yaradan’ın hakkına riâyette böylesine incelik sâhibi bir gönül sultânıdır O.

Yüksek tevâzu sâhibi ve uzlete meyilli olan Bayezid-î Bistâmî Hazretleri câmi cemâatine iştirak etmesine rağmen kendine bir tekye yani yalnız kalıp zikrdebileceği bir mekân yapar. Zaman zaman burada halvete çekilerek Hakk’ı tefekkürle ve ibâdetle meşgul olur. İşte bu halvet zamanlarında vecde kapılarak çeşitli sözler söyler. Bu sözler kimilerini Hakk’a yakîn kılarken kimilerini rahatsız eder. Öyle ki, büyük gönül sultânı vecd hâlinde söylediği sözler sebebiyle tam yedi kez Bistam’dan kovulur.

Tasavvuf ehlinin aşk ve neş’e ile dillerinden düşürmedikleri bu şathiyeler bazı fıkıh ve kelâm âlimlerince kınanır. Onlara göre Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin içinde sakladığı bozuk inançlar, sekr hâlinde açığa çıkıyordur. Hattâ daha ileri gidip dedesinin İslâm öncesi Mecûsî oluşunu başa kakanlar bile olur. Hâlbuki Efendimizin (s.a.v) ashâbından da câhiliyye döneminde İslâm’ın kabul etmediği bazı hal ve davranış sergileyen kimseler olmuştur. Fakat onlardan hiçbiri Müslüman olduktan sonra, o dönemde yaptıkları hatâlardan dolayı Efendimiz (s.a.v) tarafından hor ve hakir görülmemiştir. Maalesef Bistâmî Hazretleri sekr hâlinde iken söylediği sözlerden dolayı yalnız hor ve hakir görülmekle kalmayıp yerinden yurdundan da olur. Hadis âlimlerinden Hüseyin bin Îsâ el-Bistâmî O’nun, “Peygamber gibi benim de mîracım var” dediğini ileri sürerek Bayezid-î Bistâmî Hazretlerini Bistam’dan kovar. Bunun üzerine Hacc’a giden büyük âlim oradan da Cürcân’a gider ve ancak Hüseyin Bin Îsâ’nın ölümünden sonra Bistam’a döner.

Hadis, fıkıh ve kelâm âlimlerinden bazıları Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin şathiyelerini doğru bulmasa da sekr halinden dolayı kendisini mâzur görür. Büyük âlim İbn Teymiyye, sekr halinde söylenen bu tür şathiyeleri yaymak değil edeben gizlemek gerektiğini ifâde ederek, Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinden saygıyla bahseder. İslâm âlimlerinden Herevî ise, Bayezid-î Bistâmî Hazretlerine isnad edilen bu tür ifâdelerin ona âit olmadığını düşündüğünü belirtir.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin sözleri

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri ilâhî aşk ateşiyle yanıp tutuşan, Hak’tan gayrısının varlığını görmeyen biridir. Onun için Allah ve Resûlü’nün sevgisinden, Hakk’ın rızâsını kazanmaktan daha evlâ bir hal yoktur. O yaşadığı bu ilâhî aşk hâlini, “Aşkın yağdığı bir sahrâya açıldım, zemini ıslanmış; burada ayak, kara batar gibi aşka batmaktadır” sözleriyle ifâde eder. Belki de kendisinden sâdır olan coşkun söz ve davranışların ıslak zeminli aşk sahâsındaki ayak kaymaları olduğunu anlatmak istemiştir. O’nun ilâhî aşk ile Kur’an ve sünnete bağlılığını anlatan yüzlerce menkıbe vardır. Yalnızken bile Allah’ın huzûrunda bulunduğunu düşünerek dâima diz üstü oturan, insanlara karşı son derece cömert ve şefkatli biridir O. Öyle ki; “Allah’ım! Beni cehenneme at ve vücûdumu o kadar büyüt ki artık cehennemde başka birini koyacak yer kalmasın” diye duâ edecek kadar merhamet ehli bir Hak dostudur.

Sünnet-i seniyyeye, ilim ve irfâna büyük önem veren Bayezid-î Bistâmî Hazretleri yaşadığı dönemde pek çok kimse tarafından ziyâret edilir. Bistam’da, Allah ve Resûlü’nün yolunda sadâkatle yürüyen müridler yetiştirir. Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin şöhreti öylesine geniş yerlere ulaşır ki, pek çok seyyah da kendisini ziyâret eder. Müridlerinin bir kısmı da âilesindendir. Büyük kardeşi Âdem’in oğlu Ebû Mûsâ, Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin kalp sâfiyetini takdir ettiği, kimseye açmadığı ilâhî sırları kendisine aktardığı sâdık bir mürididir. İbrâhim el-Herevî, Hasan b. Aleviyye, Ebû Abdullah el-Mağribî ve Ebû Mûsâ ed-Dübeylî ise büyük gönül sultânının en şöhretli müridlerindendir.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin"Namazı nasıl kılıyorsun?" sorusuna yanıtı

O, ömrü boyunca Allah ve Resûlü’ne karşı edep ve erkân içinde olmuş, kendisine tâbi olanlara Allah’ın emir ve yasaklarına uyma husûsunda hassas olmayı nasîhat etmiştir. Onun Hakk’a bağlılığı ve yakınlığını; "Namazı nasıl kılıyorsun?" sorusuna verdiği şu cevapta görmek mümkündür:

- Buyur Ya Rabbi, emrini yerine getirmek üzere tekbir alıyorum, diyerek namaza başlarım. Tertîl üzere Fâtiha ve zamm-ı sûreleri okurum, tazim ile rükûa varır, tevâzu ile yere kapanıp secde ederim. Vedâ selâmı gibi selâm verip namazımı huşû ile tamamlarım.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri'nin ölümü ve türbesi

Son nefesine kadar Kur’an ve sünnet yolunda canıyla malıyla hizmette bulunan Bayezid-î Bistâmî Hazretleri 848 senesinde Hakk’a yürür. Bayezid-i Bistâmî Hazretlerinin Bistam’daki türbesinin yanı sıra Hatay’da da bir makâmı bulunmaktadır. Kimine göre asıl türbe burası iken kimine göre de Bistam’dır. Zîra rivâyete göre Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Hatay’da Hakk’a yürüdükten sonra bir müddet köyün harâbelerinde kalır, Hindistan’dan Şehmerek adlı bir derviş gelerek büyük âliminin kabrinin burada bulunduğunu söyler. Aynı derviş otuz sene bu makamda türbedarlık yapar. Burada türbedarlık vazîfesi yapanlar arasında Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in babası Mustafa Şevki Paşa da bulunmaktadır. Rumeli Beylerbeyi iken aynı zamanda Mısır Vâlisi de olan Şevki Paşa emekli olduktan sonra Bayezid-iBistâmî Hazretlerinin Hatay’daki türbesine gelerek ömrünün geri kalanını burada hizmete adar. Hakk’a yürüdüğünde de bu türbeye sırlanır.

Hatay’ın Kırıkhan İlçesi’nde bulunan Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin makâmı yakın zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından detaylı biçimde yenilenmiştir. Büyük velînin Hatay’daki türbesi yüzyıllardır Hak âşıkları, gönül dostları tarafından ziyâret edilmektedir.

Büyük velî Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin kendinden sonraki dönemlerde de tesiri öyle kuvvetlidir ki, o dönemlerde bir velîye övgüde bulunmak için hem halk hem âlimler ona “asrın Bâyezîd’i” der. Bu Allah dostunun Yaradan’a duyduğu aşk, sevgi ve muhabbet öyle derindir ki, O’nun devrinden sonraki dönemlerde seçkin bir zümre Bistâmî Hazretlerinin görüşleri etrâfında toplanmıştır. Kendisini tâkip edenlere Tayfûrî, tuttuğu yola da Tayfûriyye veya Bistâmiyye adı verilmiştir. Bayezid-î Bistâmî Hazretleri çeşitli tarîkatlerin silsilelerinde bir kol başı olarak önemli bir yer tutar. Özellikle Nakşibendiyye gibi şer’i hükümlerden asla tâviz vermeyen bir tarîkatın silsilenâmesinde bu coşkulu Hak âşığının mühim bir yeri vardır.

Dünyâca meşhur pek çok İslâm âlimini derin tesir altında bırakan Bayezid-î Bistâmî Hazretlerinin bahsi, Hz Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin de eserlerinde sıkça ve muhabbetle geçer. Özellikle kendisinden feyz aldığını söyleyen Harakânî Hazretlerinin O’na bağlılığını yine Hz Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde okumak mümkündür. İmam Gazâlî, Seyyid Abdülkadir Geylânî, Muhyiddin Arabî, Feridüddîn-i Attâr Hazretleri gibi tek başına tüm insanlığı etkilemiş İslâm âlimleri, Bistâmî Hazretlerinden övgü ve muhabbetle bahseder. Cüneydi Bağdâdî Hazretleri de bu büyük gönül sultânını “Yeri melekler arasında Cebrâil’in yeri gibidir” benzetmesi ile anlatır.

Adından en çok bahsedilen ve neredeyse kendinden sonraki pek çok âlimin eserine konu olan Bayezid-î Bistâmî Hazretleri, tasavvufî görüşlerini Farsça ifâde eden ilk mutasavvıflardan biridir. Bistâmî Hazretlerinin sözleri Arapça’ya tercüme edilmiştir. Şathiyelerinden bir bölümünün yeğeni Ebû Mûsâ tarafından Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri için tercüme edildiği nakledilir. Onun söz ve şiirlerini ihtivâ ettiği rivâyet edilen bazı risâleler 1949 senesinde Abdurrahman Bedevî tarafından Şatahâtü’s-sûfiyye adıyla neşredilmiştir.

Bayezid-î Bistâmî Hazretleri nefis terbiyesini ve Hakk’a olan aşkını sembolik ifâdeler kullanarak muhteşem bir üslûpla anlatır.

O, müridlerine nasîhat ettiği gibi halk içinde Hak ile olmuştur. Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet etmede oldukça titiz davranmış ve Rabb’in sevgisini kazanamamaktan imtinâ etmiştir. Belki de on bir asrı aşkın zamandır Hak âşıklarının, gönül dostlarının kalbinde ve dilinde yaşaması yüce Allah’ın O’na olan sevgisi ve kapanmamak üzere açtığı hayır kapısıdır.

Zâyi etme ömrünü gel zâkir ol âbid bugün

Canını eyle fedâ bak hikmet-i envar ile

Ömrü boyunca aşk ile Hakk’ı zikreyleyip can bulmuş, canını Rabb’in yoluna fedâ edip nur dolu hikmetlere erişmiş bir gönül sultânıdır Bayezid-î Bistâmî Hazretleri (k.s)…

Yazan: Nevin Şahin

https://www.ankaramasasi.com/haber/786793/anadolunun-manevi-mimarlari-bayezid--bistm-hazretleri

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.