Anadolu'nun manevi mimarları: Vâhib Ümmî Hazretleri

İslam alimlerinin hayatlarını Ankara Masası mercek altına alıyor. Yaklaşık 2 ay sürecek yazı dizisinin 51. bölümünde Vâhib Ümmî Hazretleri'nin hayatı var.
Ankara Masası
|
12 Haziran 2021, Cumartesi - 12:51
Anadolu'nun manevi mimarları: Vâhib Ümmî Hazretleri


Dua ordusunun komutanları, hayatlarını İslam dinini daha iyi anlatabilmek için adayanlar...

Onlar Allah dostları, gönül sultanları, Anadolu’nun manevi mimarları…

Söz sarrafı, gönül aynası Yûnus Emre Hazretleri'nin birbirinden değerli mısralarla anlattığı büyük gönül sultânı Ahi Evran Hazretleri'nden, ömrünü Hak ve ilim yoluna adayan Hacıveyiszâde Mustafa Efendi'ye; ilmi ve mâneviyâtıyla 18. yüzyıl tasavvuf ve kültür hayatını derinden etkilemiş Hazreti Pir Nûreddîn Cerrâhî'den, ezel dünyâsında verdiği söz üzere yaşayıp, ahde vefâsına tam bir sadâkatle, ebedî âlemin aşk-ı ateşiyle yanmış gönül sultânı Şeyh Vefâ Hazretleri'ne kadar İslam alimlerinin hayatları Ankara Masası okuyucusu ile buluşuyor.

Yaklaşık 2 ay boyunca sürecek yazı dizisinin 51. bölümü sizlerle..

VÂHİB ÜMMÎ HAZRETLERİ

Gönlümün eğlencesi tevhid-i zâtındır senin

Sırrına mazhâr düşen insan sıfâtındır senin

Ölmeden nefs öldüren erdi murâd-ı vaslına

Bizi âşık eyleyen bildim ki adındır senin

Vâhib Ümmî bendenin zikrine sen oldun muîn

Âşık olmayan gönül bildim memâtındır senin

Hakk’ın zikri ile gönlünde Allah ve Resûl aşkını bulmuş, o aşk ile ölmeden önce ölenlerden olmuş bir gönül sultânıdır Abdülvehhab Ümmî Hazretleri (k.s)…

O, ilim ve irfânıyla 16. yüzyıla damga vurmuş, ilâhî aşk ateşiyle söylediği şiirlerle gönüllere taht kurmuş büyük bir âlimdir. Yaklaşık 120 sene yaşadığı bu dünyâda, sâdece kendi devrine değil sonraki devirlere de derinden tesir ederek hem tasavvuf hem de edebî hayâtımıza birbirinden değerli isimler kazandırmıştır. O, nice ârif ve âlimin yetiştiği Elmalı’nın ilim ve kültür hayâtına büyük bir mânâ katarak yaşadığı beldeyi de ihyâ etmiştir. Öyle ki onun rahle-i tedrîsinden geçen talebeler Abdüvehhablılar adıyla anılagelmiş, bu okuldan Eroğlu Nûri Efendi’den Ümmî Sinân’a, Niyâzî-i Mısrî’den Nüzûlî’ye kadar pek çok âlim ve şâir yetişmiştir. O, ölmeden önce ölenler kervânına katılmış, Kur’an ve sünnetin güzîde yolunda hocaların hocası olmuş bir gönül eridir.

Vâhib Ümmî Hazretleri'nin doğum yılı ve yeri

Büyük mutasavvıf ve şâir Abdülvehhab Hazretleri 15. yüzyılın son çeyreğinde Elmalı’da dünyâya gelir. Doğum târihi kesin olarak bilinmemekle birlikte talebelerinin yazdığı eserlerde, 120 yaşına yakın bir ömür sürdüğü esas alınarak 15. yüzyılın son çeyreğinde doğduğu kabûl edilir. Asıl ismi Abdülvehhab olup, Vâhib Ümmî adıyla tanınır. Şiirlerinde kullandığı Vâhibi, Vehhab ve Vehhâbî mahlasları ile de anılan Vâhib Ümmî Hazretleri, okuryazarlığı olmayanlar için kullanılan Ümmî mahlası ile anılmayı tercih eder. Bunun sebebi de yüksek tevâzu ve irfan sâhibi bir zat olması ile ilgilidir.

Vâhib Ümmî Hazretleri'nin hayatı

Vâhib Ümmî Hazretleri, Manisa’da derviş yetiştiren, Halvetî tarîkatının büyüklerinden Ahmed Şemseddin Marmaravî gibi büyük bir âlimin rahle-i tedrîsinden geçerek Elmalı’nın hem de İslâm âleminin ilim ve irfan güneşlerinden biri olur.Alâeddin Uşşâkî Hazretlerinin yetiştirdiği ve ihtilaflı pek çok meseleyi çözümlemesiyle meşhur olan Marmaravî Hazretleri, Manisa’nın ilmiyle aydınlatan bir ışık gibidir. Burada yetiştirdiği dervişler Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan pek çok şehre yolculuk ederek irşad vazîfelerini dünyânın dört yanında îfâ ederler. Bunlardan biri de Vâhib Ümmî Hazretleridir. Hocasından tasavvufa dâir tüm incelik ve esasları öğrenip, zâhirî ve bâtınî ilimlerde iyi bir tahsil gördükten sonra Ahmed Şemseddin Marmaravî Hazretlerinin arzusu üzerine tekrar memleketi Elmalı’ya döner.

Vâhib Ümmî Hazretleri büyük bir ilim deryâsı olan Marmaravi Hazretlerinden aldığı ilim ve terbiye ile Elmalı’da irşâda başlar. Sohbet ve vaazlarıyla kısa sürede halkın teveccühünü kazanır. Özellikle Hakk’ı anlatan şiirler söylemesi sohbetlerine başka bir neş’e katar. Halvetî tarîkatının usûllerince terbiye alan büyük âlim halkın içinde Hak ile olmayı tercih ederek, onların dertlerine ve sıkıntılarına yakın olur. Kısa sürede talebelerinin sayısı artar.Elmalı Pınarbaşı’ndaki asithânesi yetiştirdiği talebelerle bir anda Elmalı’nın can damarı olur.

Büyük velînin irşâda başlaması Elmalı’nın önemli bir ilim ve kültür merkezi hâline gelmesine vesîle olur. Öyle ki, Vâhib Ümmî dergâhı, devrinde ve sonrasında “Abdülvehhablılar” ismiyle şöhret bulur. Hatta Vâhib Ümmî Hazretlerinin biricik müridi Eroğlu Nûri Efendi bunu bir şiirinde şöyle dile getirir:

Eroğlu’ndan gedâ dervişi yoktur

Yolunda eksiği vü aczi çoktur

Bize yâr olanın menzili Hak’tır

Bugün bize Abdülvehhablı derler

Abdülvehhab dergâhı, Hak âşıklarının, Hak aşkıyla pişenlerin dergâhıdır. Osmanlı’nın çeşitli şehirlerinden gelenler, zâhirî ve bâtınî ilimlerde iyi bir tahsil gördükten sonra Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde Ku’ran ve sünnet yolunda hizmete koyulur. Şöhreti günden güne artan Vâhib Ümmî Hazretleri, sohbet ve vaazların dışındaki vakitleri tefekkür ve ibâdetle geçirmeyi tercih eder. Halvetî tarîkatının esaslarına göre bir yaşam süren büyük âlim, yalnızlıktan hoşlanan bir mizâca sâhiptir. Elbette bu yalnızlık ruhbanlık gibi bir köşeye çekilmek değil, aksine halk içinde Hak ile bütün olarak, çoklukta birliği yaşamak şeklindedir.

Son derece cömert ve merhamet sâhibi Vâhib Ümmî Hazretleri, yaşadığı yörenin gelenek göreneklerine, halkın anlayış kâbiliyetine kadar ihtimam gösteren biridir. Bu sebeple sadece müridleri tarafından değil, Elmalılılar tarafından da büyük hürmet görür. Vâhib Ümmî Hazretleri, sohbetlerinde halkın dertlerine derman arayarak, onlara şefkat ve merhametle muamele eder. O, Kur’an ve sünnete bağlılığıyla gönüllere sultan olur.

Büyük âlim Vâhib Ümmî Hazretleri, yetiştirdiği talebelerle Elmalı’nın ilim ve kültür hayâtına canlılık getirir. Onun gönüllere ektiği ilim ve irfan, talebelerinde yeşerip nesilden nesile ulaşır. İlim ve irfan güneşi gibi doğduğu bu beldede Ümmî Sinan’dan Niyâzî-i Mısrî Hazretlerine kadar pek çoklarının yetişmesinde de öncü olur. Onun kendisi gibi edebiyata düşkün göz nûru talebesi Eroğlu Nûri Efendi, şeyhinin hem ilmini hem hâlini kendi talebelerine taşır. Tasavvuf bit-Tarîkat isimli eserinde hocasını, “Hakîkati bilen mükemmel bir insân-ı kâmil” olarak tanıtan Nûri Eroğlu Efendi bu altın silsilenin en değerli halkalarından biri olur.

Vâhib Ümmî Hazretlerinin müridlerinin neredeyse tamâmı dîvan sâhibi kişilerdir. Mutasavvıf şâirler arasında yer alan Mazhârî ve Zuhûrî de mürşidlerinin yolundan giderek, Hakk’ı anlatan şiirler kaleme alır. Elmalı, Vâhib Ümmî Hazretleri ve dervişlerinin Hakk’ı söyleyen şiirleriyle can bulur. Göz nûru talebesi Eroğlu Nûri Efendi, hocasından aldığı ilmî mîrasla tasavvuf ve edebiyat dünyâmıza derinden tesir edecek dervişlere şeyhlik yapar.

Vâhib Ümmî Hazretleri'nin sözleri

Vâhib Ümmî Hazretleri ömrü boyunca Pınarbaşı’ndaki dergâhında mürid yetiştirir. Allah ve Resûlü’nün sohbetinin kalplere şifâ olduğunu düşünen büyük âlim, sağlığı yettiğince sohbetle irşâda devam eder. Onun diğer bir irşad hâli ise şiirleridir. Allah ve Resûlünü anlatan şiirleri, Kur’an ve sünnet yolunda bir hayâtın nasıl yaşanacağına değinir. Vâhib Ümmî Hazretleri mutasavvıflara gelen eleştirilere de yine şiirle cevap verir. Devrinde zâhitlerin, “Devran haramdır” fetvâsı üzerine, eleştiri sâhiplerine muhteşem bir üslûp kullandığı şu şiirle cevap verir:

Yerler döner, gökler döner, derviş döner kâfirm’olur?

Arşlar döner, kürsler döner, derviş döner kâfirm’olur?

Hakîkatte devr olmasa döner miydi Vâhib Ümmî

Özünü Hakk’a tapşıran derviş döner kâfirm’olur?

120 seneye yakın süren ömrü boyunca Allah ve Resûlünden râzı, bir kez şikâyet etmemiş büyük bir velîdir Vâhib Ümmî Hazretleri. Uzun yaşamanın zorluklarını da yine kendi kalemiyle anlatır:

Oturursam kalkamazam

Ah kocalık vah kocalık

Kalkar isem oturamam

Ah kocalık vah kocalık

Vâhib Ümmî Hazretleri'nin ölüm yılı ve türbesi

Allah ve Resûl aşkıyla dolu ömrünü, derviş yetiştirip, sohbet ve vaazlarıyla Hakk’ı söyleyerek sürdüren Vâhib Ümmî Hazretleri 1596 senesinde Elmalı’da Hakk’a yürür. Müridleri ve binlerce seveninin katıldığı cenâze töreninden sonra gözyaşı ve duâlarla Elmalı Pınarbaşı’ndaki dergâhın bahçesine sırlanır.

1925 senesine kadar varlığını koruyan bu hankah maalesef aynı sene yıktırılır. İlerleyen senelerde ise türbesi tekrar ahşap olarak inşâ edilir. Kendisiyle birlikte eşi ve çocuklarının da bulunduğu türbesi, asırlardır Hak aşığı gönül dostlarının en önemli ziyâretgâhlarından biridir.

16. yüzyılı derinden etkileyen Vâhib Ümmî Hazretlerinin asıl etkisi 17. yüzyılda ortaya çıkar. Zîra Abdülvehhablılar olarak adlandırılan dervişleri, gerek halleri, gerekse eserleriyle, tasavvuf ve edebiyat dünyâmızı derin izler bırakır. Senelerce hizmetinde bulunan müridi Nûri Eroğlu Efendi, Ümmî Sinan Hazretleri gibi bir ilmî deryânın yetişmesine vesîle olur. Ümmî Sinan Hazretleri ise Niyâzî-i Mısrî gibi her devre tesir eden bir cevheri dünyâya kazandırır.

Vâhib Ümmî Hazretlerinin dergâhından yetişen isimlere baktığımız zaman onun tesiri açısından tasavvufî yönüyle edebî yönünün de ağır bastığını görebiliriz. Mazhârî, Zuhûrî ve Eroğlu Nûri Efendi’yi bizzat yetiştiren Vâhib Ümmî Hazretlerinin ardından gelen isimler tasavvuf ve edebiyat alanında günümüzde de etkin isimler olur. Her biri dîvan sâhibi olan Ümmî Sinan Hazretleri ve onun halîfeleri Niyâzî-i Mısrî, Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Gülâboğlu Muhammed Askerî, Muslihüddîn Mustafa Uşşâkî, Ahmed Matlaî gibi beş büyük mutasavvıf şâir ile Ümmî Sinan Hazretlerinin oğulları Süleyman Hakîrî ve Selâmî Halil Efendiler, yine onların yetiştirdiği Kulalı Nüzûlî bu isimlerden bazılarıdır…

Vâhib Ümmî Hazretleri'nin eserleri

Vâhib Ümmî Hazretleri ve silsilesinde yer alan isimler, şiirlerini Yûnus Emre üslûbuyla yazmışlardır. Ancak, bu şâirler şiir diline kendi damgalarını da vurmuş, gerek mahallî değerleri gerekse yaşadıkları tecrübeleri kendilerine özgü bir üslûpla ifâde etmişlerdir. Bu özellikler, Vâhib Ümmî Hazretleri başta olmak üzere onun silsilesine mensub bütün şâirler için geçerlidir. Vâhib Ümmî Hazretleri, şiirlerinde pek çok konuyu basite düşmeden, en anlaşılır ifâdelerle anlatmakta; İslâm'ın hakîkat yönü tasavvufun inceliklerini, ilâhî aşkı, yaradılışı, en sâde biçimde îzah etmektdir. Meşrep ve mizaç yönüyle Hz. Ali Efendimize (r.a) benzetilen Vâhib Ümmî Hazretleri, Zülfikârnâme’sinde, Hz. Ali Efendimizi şu mısralarla metheder:

Varına kıldı nazar, ol Hâlîk-ı perverdigâr

Zâtı Hakk’ın emriyle Düldül’e oldu süvar

Nârasınun heybetinden kâfir oldu târumar

La feta illa Ali la seyfe illa Zülfikâr

Vâhib Ümmî Hazretleri şiirlerini, Türkçe dilinde, hece ve aruz vezinleri ile yazmıştır. Bu silsilede yer alan mutasavvıf şâirler şiirlerin Türkçe yazılmasına da öncülük etmiştir. Vâhib Ümmî Hazretlerinin içinde 500’e yakın şiiri bulunan oldukça hacimli, Türkçe mürettep bir Dîvân’ı vardır ki günümüze altı elyazması nüshası ulaşabilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, Dîvan Serisi kapsamında, Vâhib Ümmî Halvetî Dîvânı’nı da ilim ve kültür hayâtımıza kazandırmıştır.

120 seneye yakın bir ömür süren büyük gönül sultânı, yaşadığı 16. yüzyılı ilmi, irfânı, feyziyle derinden etkilemiş; bıraktığı o mânevî tesir ile 17. yüzyıl mutasavvıf şâirleri altın çağını yaşamıştır. Büyük mutasavvıf ve şâir, gerek kıymetli eseri Vâhib Ümmî Halvetî Dîvânıile gerekse mânevî terbiyesinden geçen müridleri ile asırlardır Hak âşıklarının dilinde ve kalbinde hayat bulmaktadır.

Aklını cem eylegil dünyâya verme gönlünü

Lütfu yok ol kahrı çok gavgaya verme gönlünü

Vehâbî sâfî rûham ben anınçün nutkum ilhamdır

Hakîkattir benim aslım benden de hiç karârım yok

Birbirinden değerli âlim ve mutasavvıfı ilmî deryâsıyla eğitip hayâtımıza kazandırmış, dünya malına yüz çevirmiş, ömrünü Hakk’ın hakîkatinde sürmüş bir gönül sultânıdır Vâhib Ümmî Hazretleri (k.s)…

Yazan: Nevin Şahin

https://www.ankaramasasi.com/haber/800805/anadolunun-manevi-mimarlari-vhib-umm-hazretleri
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.