Erkan Mumcu'dan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne eleştiri

Anavatan Partisi eski Genel Başkanı Erkan Mumcu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni "Bu bir tek adam rejimi. Bu Birinci Meşrutiyet monarşisindeki padişahın yerine seçilmiş bir padişah atamaktan başka bir şey değil." sözleriyle eleştirdi.
Murat Saltan
|
02 Mayıs 2021, Pazar - 15:10
Erkan Mumcu'dan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne eleştiri

Kültür ve Turizm eski bakanı ve Anavatan Partisi eski Genel Başkanı Erkan Mumcu, BBN Türk’te Fehmi Çalmuk’un sunduğu Politik Adam programına konuk oldu.

Erkan Mumcu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştirirken bu sistemle gelen Cumhurbaşkanı’nı ‘seçilmiş padişah’ olarak niteledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde demokrasiden söz edilemeyeceğini belirten Mumcu “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhuriyeti belli safalara ayıracaksak, Cumhuriyet’in meşruti sistemlere yaklaştığı, hatta Birinci Meşrutiyet'e yaklaştığı, tek adam iradesinin, milli egemenlik iradesinin üstünde bir yere konulması süreci bana sorarsanız. Yani bunun ileri demokratik bir sistem olduğunu söylemek mümkün değil . Her şeyden önce Cumhurbaşkanı’nı seçecek olan iradenin doğrudan doğruya millet, yani seçmen iradesinin olması çok önemli. Parlamento tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ile doğrudan millet iradesiyle geniş halk kitlelerinin seçimiyle seçilen Cumhurbaşkanı’nın iradesi arasında bir farkın oluşacağı kuşkusuz. Bu irade farkı, bu güç farkı dikkate alındığında, iki şey söylenebilinir; Ya anayasal düzenin istikrarını emniyetini gözetecek bir Cumhurbaşkanlığı rolü, yahut yürütmeyi kuracak, yürütmede istikrarın sembolü olacak, bir Cumhurbaşkanlığı rolü. Bu ikisi de mümkün. Bu ikisi de çeşitli demokratik ülkelerde deneyimlenmiş, başarılı çözümler. Biz her ikisini de yapabilirdik ama benim tercihim yürütmede istikrarı tesis edilmesi bakımından, yürütmeyi de tayin eden bir başkanlık formülü kurgulanmasıdır, işletilmesidir.” Dedi.

" Bu bir tek adam rejimi"

Sistemin uydurma bir sistem olduğunu vurgulayan Mumcu “Şimdiki modelin model denecek tespiti yok. Bu bir tek adam rejimi. Bu Birinci Meşrutiyet monarşisindeki padişahın yerine seçilmiş bir padişah atamaktan başka bir şey değil. Bundan dolayı kimse gücenmesin. Bu ne Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsıyla ilgili bir mesele değil. Orada Recep Tayyip Erdoğan değil de Fehmi Çalmuk otursaydı ya da Erkan Mumcu otursaydı daha demokratik olmayacaktı. Çünkü kurgu anti demokratik. Çünkü bütün güçlerin bir adamın elinde toplandığı rejime demokratik bir rejim demek imkanı yok. Bu meşruti bir rejim. Seçilmiş monarşi demek mümkün mü bilmiyorum ama böyle bir şey. Dolayısıyla biz Cumhuriyetin ilke ve hedeflerinden uzaklaşmaya radikal bir şekilde 12 Eylül’de başladık. 12 Eylül’ün davet ettiği bir süreç ve bir sonuç olarak şimdiki yarı başkanlıkta denemez, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bana göre uydurma ve zaten de uymayan bir sistem durumuna geldik ve Türkiye bunun bedelini 3 yıldır çok ağır ödüyor. Ödemeye de devam edecek.” İfadelerini kullandı.

"Darbe girişiminlerinin tamamı dışarının projeleridir"

Türk siyasi tarihindeki darbeler hakkında da konuşan Erkan Mumcu hepsinin dış kaynaklı olduğunu belirterek “Darbe tarihini güncel siyasi çıkarlarımıza göre sömürmekten ve her gün başka bir şeye benzetmekten vazgeçelim. Bu darbe girişimlerinin tamamı dışarının projeleridir. Tamamı Türkiye siyasetini yeniden dizayn etmek isteyen emperyalist güçlerin tasarımlarıdır ve yerli araçları kullanmalarıdır. Tamamı, istinasız tamamı. Bir kere bunu görmeden Türkiye siyasetini konuşmak da anlamak da mümkün değil. 60 darbesi dışarıdan güdümlü bir darbedir, 80 darbesi dışarıdan güdümlü bir darbedir, 28 Şubat tamamen dışarıdan güdümlü merkezi sivil operasyon aygıtı asker olan postmodern bir darbe girişimidir. 27 Nisan bir darbe girişimi değildir. Bir askeri müdahale varsa çok önceden olmuş, 27 Nisan onun yasının tutulduğu gündür.” Şeklinde konuştu.

"27 Nisan'da sivil darbeye maruz kalanlar askerlerdir"

27 Nisan’ın hükümete değil askere yapılan sivil bir darbe olduğu ifadelerini kullanan Mumcu, sözlerine şöyle devam etti;

27 Nisan bildirisi bir muhtıra bile değildir. Ona muhtıra hürriyeti kazandırarak siyasi fırsat devşirildi. Sonradan amiraller bildirisine de aynı şeyi yapmak istedi Ak Parti medyası.

O safada Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı olmadı, olamadı. Her ne kadar ‘Kardeşim Abdullah’ diye takdim ettiyse de o takdirindeki yüz ifadesine bakanlar, 'kardeşimin' en anlama geldiği o yüz ifadesinden okurlar. Abdullah Gül’ün siyasi patronajına bir devir açıldı. Onu durdurmaya mutedil değildi.

27 Nisan’la ilgili size daha ileri bir şey söyleyeyim. Aslında 27 Nisan’da darbeye maruz kalan, bir postmodern sivil darbeye maruz kalan askerlerdir. Bunların belgeleri mutlaka çıkacak. Askerler ve Tayyip Erdoğan arasında Vecni Gönül’ün Cumhurbaşkanlığı konusunda bir mutabakat var. Fakat bu her ne kadar Tayyip Erdoğan iradesine uygun olsa da orada bir kayyum isteyenlerin iradesine uygun değil. Dolayısıyla 27 Nisan dediğimiz sürecin mağdurları ile kazananlarını doğru ayırt etmek gerekir.

https://www.ankaramasasi.com/haber/747970/erkan-mumcudan-cumhurbaskanligi-hukumet-sistemine-elestiri
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.