Mücahit Yanılmaz: Vicdan en zayıfın haklarını korumaktır

AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz, verdiği örneklerle Türkiye'deki 'vicdan' konusunun nereden nereye geldiğini anlattı.
Can Güvenir
|
17 Mart 2021, Çarşamba - 16:41
Mücahit Yanılmaz: Vicdan en zayıfın haklarını korumaktır

ABD'li barış aktivisti Rachel Corrie, 16 Mart 2003 tarihinde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını önlemek isterken İsrail buldozeriyle ezilerek öldürüldü. Tüm dünyanın kanını donduran olay ardından vicdanın önemi bir kez daha ortaya çıktı. 16 Mart ise Dünya Vicdan Günü olarak kabul edildi.

AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz, insanlığın ortak değeri vicdan konusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ankara Masası Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Gökyıldırım'ın sorularını yanıtlayan Yanılmaz, verdiği örneklerle Türkiye'deki vicdan konusunun nereden nereye geldiğine dikkat çekti.

Vicdan için "En zayıfın haklarını korumaktır veya zalim kim olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun onun karşısında durma iradesini ortaya koymaktır. Aynı zamanda mazlum kim olursa olsun, ırkı, dini, dili, mezhebi ne olursa olsun, ne kadar fakir, ne kadar imkansız bir durumda olursa olsun ona sahip çıkabilmektir." tanımını yapan Yanılmaz, sözlerinin devamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2009 yılındaki Davos çıkışını hatırlattı.

"Cumhurbaşkanımız  mazlumlarının sesi oldu"

"Cumhurbaşkanımızın çıkışı esasında bir dünya vicdanının orada seslendirilmesidir." diyen Yanılmaz, "Dünya mazlumları adına İsrail'in Cumhurbaşkanının gözünün içine baka baka, onun şahsında bütün zalimleri karşısına alarak, 'Siz kan akıtmayı çok iyi bilirsiniz. Siz bebek öldürmeyi, siz çocuk öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Bunun hesabını biz sizden soracağız.' diyebilme iradesini cesaretini ortaya koyarak, o vicdan sahibi insan olarak esasında bütün dünya mazlumlarının sesi oldu." şeklinde konuştu.

Yanılmaz şöyle devam etti: "İnsanın şahıs olarak, kimlik olarak bir kendi vicdanı var. Bir de mahşeri vicdan dediğimiz toplum vicdanı var. Eğer dünyanın bir ucunda herhangi bir mazluma, garibana, yetime, bir zalim zulüm ediyorsa sizin burada vicdanınız o mazlumdan yana olmuyorsa, tepkinizi ortaya koymuyorsanız sizde bir problem var demektir. Bunu Peygamberimizin bir hadisi çok güzel açıklıyor. Bir yerde bir zulüm gördüğünüzde imkanınız varsa elinizle müdahale edin. Biri bir kadını dövüyor diyelim, onu gören insanların eğer birazcık vicdanları varsa o insana müdahale etmeleri gerekir. Peygamberimiz bir zulüm gördüğünüzde elinizle müdahale edin diyor. Gücünüz yetmiyorsa dilinizle müdahale edin, ona da gücünüz yetmiyorsa içinizden buğz edin. En azından mazlumun yanında olun. Vicdanen sizin kimliğiniz sizi o mazlumla birlikte bir araya getirsin."

Amerika'nın Irak savaşı sırasında Iraklılar üzerinde Scud füzelerinin denemesini yaptığını savunan Yanılmaz, "Hatırlayın o dönemde televizyonlar Scud füzelerini canlı olarak verdiler. Böyle atıldı, diğer füze havada böyle imha edildi. Bu kadar kaliteli bir donanıma sahip vesaire... Bir füzenin reklamını yaparken ölen kimdi? Oradaki insanlar, çocuklar, kadınlar, yetimler, yaşlılar, hastalar, engelliler... Askerler değil, savaş askerler arasında olur ama sen oradaki sivilleri öldürüyorsun ve bununla da bir silahın reklamını yapıyorsun. Bu reklamı yaparken teknoloji geliştirdim diyorsun. Bizim medeniyetimizde teknoloji insan için gelişir. İnsanı korumak, insanı kollamak, insanı yaşatmak için gelişir. Öldürmek için değil. Çünkü insan eşrefi mahlukattır. Eşref-i mahlukat olan insanı korumak, kollamak, yaşatmak herkesin birinci derecede asli görevidir." ifadelerini kullandı.

"Siz hangi vicdanı temsil ediyorsunuz?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2019 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayı ve "Dünya beşten büyüktür" vurgusunu hatırlatan Yanılmaz, "Şimdi Birleşmiş Milletlere üye 193 ülke var. 209 civarında da bağımsız devlet var. Ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ne karar alınırsa alınsın, 5 tane devletten biri 'Ben bu kararı veto ediyorum' dediği an, o karar geçersiz oluyor. Kimdir bunlar? Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin. Bu beş devlet, dünyadaki diğer devletlere diyor ki; 'Bir karara ben evet demezsem o karar geçersiz olur'. Peki siz hangi vicdanı temsil ediyorsunuz? Bosna Hersek'te katliamlar yapılırken sizin vicdanınız neredeydi? O vicdan niye ortaya çıkmadı? Güvenlik Konseyi niye bununla ilgili karar almadı?" diye konuştu.

Türkiye'ye Suriye'den gelen göçmenlerin olduğunu ve bunların sayısının 4 milyonu aştığını dile getiren  Yanılmaz, "Türkiye bunları mecburen besliyor, yediriyor, içiriyor. Biz misafirperver bir milletiz. Evet besleriz, yediririz, içeriz ve bundan da mutlu oluruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir gün oturup, 'Suriye’den bu insanlar niçin göç ediyorlar, oradaki problem nedir, buradaki insanlara devlet niye devlet zulmü uyguluyor, biz bununla ilgili ne yapmalıyız?' diye herhangi bir karar almıyor. Umurlarında bile değil. O zaman akla gelen soru şu, siz kime hizmet ediyorsunuz?" dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler kürsüsündeki konuşması sırasında gösterdiği haritayı hatırlatan Yanılmaz, "Hatta Cumhurbaşkanımız 'Bu İsrail devleti nerede duracak' diye sordu. Genel Kurul'da bütün dünyaya gösterdi. Bunu gösterirken esasında bütün dünya mazlumlarının vicdanının sesi oldu orada. Onlar adına bunu gösterdi. İsrail'e sorsanız onların hedefini biz biliyoruz. Arz-ı Mevud’dur. Biz Arz-ı Mevud’u temin edinceye kadar, yani Nil ile Fırat arasındaki bütün topraklara sahip oluncaya kadar bu büyümemiz devam edecek demektir. Onun için eğer bir yerde bir mazlum varsa, bir yerde zulme uğrayan bir insan veya insanlar, hayvanlar, ağaçlar varsa vicdanı olan insan, vicdanı olan yetkili ona karşı çıkmalı. Bu inancının gereği olarak da bunu yapmalı." ifadelerini kullandı.

Yanılmaz şöyle devam etti: İşte bu vicdan bize der ki, Dünyada Aylan bebekler artık olmasın. Kıyılara bebek cesetleri vurmasın. İnsanların bir kısmı yediklerinin yarısını dökerken, bir kısmı da diğer tarafta açlıktan ölmesin. Dünyanın zenginliklerini dünyadaki 3-5 tane zengin adam kendi hanesine alıp ötekileri açtıktan öldürtmesin.

Medeniyetimizde bir zekat müessesesi olduğunu ve malının yüzde 2,5'ini fakirlere verilmesi gerektiğini ifade eden  Yanılmaz, "İşte bu medeniyet esasında aynı zamanda toplum vicdanını ortaya koyuyor. Altın bir oran. Dünyadaki bütün gelirlerin yüzde 2,5’i fakirlere harcanmış olsa fakir diye kimse kalmaz. Aynen Ömer bin Abdülaziz dönemde olduğu gibi. Emevi Devleti'nin önemli halifelerinden biridir. Ömer bin Abdülaziz döneminde zekat verilecek fakir bulunamıyormuş. O medeniyet seviyesine geldiğinizde vicdanınız size onu koruma hakkını veriyor, kolluyorsunuz ve sahip çıkıyorsunuz." diye ekledi.

Merve Kavakçı'dan  başörtülü milletvekillerine

Yakın tarihten örnekler vermek istediğini söyleyen Yanılmaz, şöyle devam etti: 
"Hatırlayın, Merve Kavakçı 99 yılında milletvekili seçildi. Meclis'e girdi, yemin edecekken dönemin Başbakanı Bülent Ecevit çıktı dedi ki; 'Haddini bildirin bu kadının.' Şimdi bir taraftan mazlum bir Merve Kavakçı var. Milletvekili seçilmişsiniz, insanlar size oy vermiş. Ben sizi milletvekili olarak görmek istiyorum demiş. Siz o milyonlarca insanın verdiği oyu, tercihi yok kabul ediyorsunuz, kürsüye çıkıyorsunuz, Başbakan sıfatınızla 'Bu kadının haddini bildirin' diye oradan ağzınızdan tükürükler saçarak bağırıyorsunuz. Yani linç edin demek istedi. Daha sonra da olan bütün aşamalar bir linç aşamasıdır. Türkiye'de birçok kadın dernekleri var. Kadın derneklerinden herhangi birinin bir kadına karşı bu cümleleri kullanarak 'haddini aştın, bunu yapamazsın, yanlış yapıyorsun.' diye bir açıklama yaptığına şahit oldunuz mu? Vicdan benim adamıma bir zulüm gelirse ona sahip çıkmak, başkasına bir zulüm gelirse zalimden yana olmak demek değil. Vicdan kim olursa olsun zulme uğradıysa eğer ona sahip çıkmaktır."

28 Şubat sürecine değinen Yanılmaz, yüz binlerce kızın saçlarından tutularak çekildiğini, atıldığını, dövüldüğünü ve sorgulara alındığını belirtti. O dönemde bir kadının oğlunun orduevindeki düğününe alınmadığını hatırlatan  Yanılmaz, "Bunu hangi vicdana sığdırabilirsiniz siz. Adını ne koyabilirsiniz bunun. Ama bugün elhamdülillah o günler geride kaldı. Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat, Allah'a şükür bu milletin elinin tersiyle itildi. Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ve ortaya koymuş olduğu bütün mazlum vicdanların sesiyle bugün başörtülü milletvekillerimiz var, başörtülü subaylarımız var, başörtülü polislerimiz var, savcılarımız var. Şimdi ne oldu? Türkiye'de ne değişti Allah aşkına. Adalet oldu. Esasında vicdan aynı zamanda adaletin bir yansımasıdır. Siz adil olacaksınız, kime karşı herkese karşı. Onların özgürlüğünü koruyacaksınız, onların yaşam standartlarını koruyacaksınız ve geliştireceksiniz. Nereden nereye geliyoruz diyoruz ya, nereden nereye gelinen bir vicdani devlet. Esasında bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünya mazlumlarının vicdanının seslendiği bir devlettir" dedi. 

"Surinam Cumhurbaşkanı: Erdoğan'ı örnek alıyoruz"

Geçen yıl yaptığı görüşme sırasında Surinam Cumhurbaşkanı'nın kendisine Cumhurbaşkanı Erdoğan için, "Devlet başkanları olarak bir devlet başkanının kendi ülkesini savunurken ortaya koyması gereken cesareti, iradeyi, fedakarlığı, vatanı uğruna kendisini feda etmesi gerektiğini sizin Cumhurbaşkanınız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan öğreniyoruz. Bizim idolümüz o, rehberimiz o, onu örnek alarak çalışmalarımızı yapıyoruz." dediğini aktaran  Yanılmaz, "Düne kadar diğer devlet başkanlarından randevu dahi alamayan bir Başbakanınız vardı. Bugün devlet başkanı olarak, bütün dünya liderlerinin örnek aldığı 'Vatanını böyle savunan cesur bir lideriniz var' dediği bir devlet başkanına geldik." şeklinde konuştu. 

Kılıçdaroğlu'na 15 Temmuz tepkisi

15 Temmuz darbe girişimi üzerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklenen Yanılmaz, "O gece İstanbul Atatürk Havalimanı'na ilk inen Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ydu. Hava alanının etrafı tanklarla çevrilmiş, askerler orayı kontrol etmişler. Askerler demeyelim o gece ki eşkıyalar, öyle diyelim. Bir ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak, belki vip salonundan çıkmadan, bu ülkenin seçimle işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanı'ndan haberdar olmadan, Başbakan'ından haberdar olmadan, demokrasinin tekrar hakim olduğundan haberdar olmadan, 'Buradan çıkmam' demesi gerekirken, demokrasiye sahip çıkması gerekirken, o tankların arasından başını önüne eğerek 'Ben bundan kurtulup gideyim de ne olursa olsun' deyip gitmek toplum vicdanının sesi değil. Ve toplum bunu unutmaz. Toplum vicdanının sesi, uçakla Marmaris'ten yükseldikten sonra kule işgal altında olmasına rağmen, pist karartılmış olmasına rağmen, 'Ben şehit olacaksam kendi ülkemde şehit olurum, buraya ineceğiz' deyip, oraya inip akabinde hemen hava alanından bütün Türkiye'ye seslenip, o hainlere karşı toplumun vicdanının ortaya çıkmasına vesile olan reisin duruşudur işte." ifadelerini kullandı.

"Bu duruşu ortaya koymak lazım. Bu ülkenin menfaati de bu duruştadır. Güçlüden yana değil, haklıdan yana, mazlumdan yana" diyen Yanılmaz, "Yaşı müsait olanlar şapkamı alıp giderim diyenleri gördü. Niye tavır ortaya koymuyorsunuz? Niye canım bu ülkeye feda olsun demiyorsunuz arkadaş. Her 10 yılda bir bu ülke şapkasını alıp gidecek mi? Demokrasi'nin yanında, devletin yanında, halkın yanında, seçilmişlerin yanında durmalıyız. Hatta 28 Şubat sürecinde Allah rahmet etsin Erbakan Hocamız o zaman diğer siyasi partilerin genel başkanlarını ziyaret etmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı'nı ziyaret etmişti. 'Gelin demokrasiye hep birlikte sahip çıkalım. Gelin parlamentoya hep birlikte sahip çıkalım. Bugün bize yapılan yarın size yapılır.' Ama maalesef bana değmeyen yılan bin yaşasın mantığıyla o gün 'Ne halin varsa gör.' diyenler daha sonra aynı şeye maruz kaldılar. " diye ekledi.

"AK Parti iktidarı Türkiye'de hiçbir yatırım yapmadı." şeklindeki eleştirilere yanıt veren Yanılmaz, şu şekilde devam etti:

"Buna sormak lazım. Sen İstanbul'da yaşıyorsun ve haftada bir iki defa Ankara'ya gidip geliyorsun. Hangi havalimanını kullanıyorsun? Bugün dünyanın gıptayla baktığı üçüncü havalimanımız var İstanbul'da. Veya hangi köprüden geçiyorsun? Avrasya Tüneli'ni kaç defa kullandın? Marmara'yı kaç defa kullandın? Hızlı trene hiç bilmedin mi? Bunları görmemek için bir insanın ya kör olması lazım ya nankör olması lazım. Bunlar kör değil, gözleri görüyor ama nankör. Onun için aynı zamanda nankörlük, vicdansızlık anlamına da gelir. Beni en çok hayrete düşüren cümlelerden bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir sözcüsünün Meclis'te yapmış olduğu konuşmaydı. "AK Parti dünyanın en iyi hizmetini yapsa dahi biz buna karşı çıkarız çünkü biz muhalefetiz." diyor. Böyle bir muhalefet anlayışı yok. Yani bizim İHA'larımız, SİHA'larımız diyelim gidecek, Libya'da aynı zamanda bizim haklarımızı Akdeniz'de savunmak için Hafter'e karşı mücadele edecek. Sen bunu savunmayacaksan, o zaman niye yaşıyorsun sen? Barış Pınarı Harekatlarını sen savunmayacaksan, o zaman niye yaşıyorsun bu ülkede? Bu ülkenin bağımsızlığını korumak ve kollamak için hangi iktidar olursa olsun bir adım atıyorsa, bu ülkede yaşayan 83 milyon insanımız elbette o adıma sahip çıkmalı. Çünkü devlet olmazsa sen olmazsın artık. Niye biz Kurtuluş savaşını verdik, niye şimdi yarın Çanakkale'nin yıldönümü gelecek? Çanakkale Savaşı'nda iki yüz elli bin insanımız 'Çanakkale geçilmez' deyip mermilere karşı göğüslerini niye siper ettiler? Bu ülkeyi korumak ve kollamak için. Orada şehit olan insanlar Türk'ü var, Kürt'ü var, Laz'ı var, Çerkez'i var, var var var. Bu ülkenin mozaiği bütünüyle orada mücadele ediyordu. Siz bundan gurur duymalısınız, bu ülkeyi savunmak için atılan adımlardan gurur duymalısınız. İşte bu vicdanın bir sesidir. Vicdanın sesi ben olayım da ne olursa olsun mantığı olamaz. Vicdanın sesi bu ülkenin korunmasında, bu ülkenin bağımsızlığında, bu ülkenin büyüklüğünde kimin emeği varsa ben ona teşekkür etmeliyim sesidir. Bu ses yoksa oturup düşünmeleri lazım."

İnsanlar olarak diğer canlılardan ayrılan en büyük özelliğimizin vicdan olduğunu belirten  Yanılmaz, "Bu vicdanın sesine sahip çıkmazsak, sesine kulak vermezsek eşref-i mahlukat olmaktan çıkar, diğer canlıların konumuna düşeriz. Hatta o canlıların konumuna değil esfel-i safiline inmiş oluruz. Dolayısıyla dünyayı kurtaracak, dünyaya barışı getirecek, huzuru getirecek, mutluluğu getirecek olan da vicdandır. Bir ferdi vicdan olarak başkasının haklarına zulüm etmemeliyiz, bilakis sahip çıkmalıyız. Toplum vicdanı olarak da aklana biliyor muyuz ona bakmalıyız. Kendimizin rahat ve huzuru, başkasının rahat ve huzurunu kaçırmamalı. Birlikte mutlu olmalıyız. Birlikte gelişmeliyi. Birlikte büyümeliyiz ve hep birlikte ülkemize sahip çıkmalıyız" diye ekledi.

https://www.ankaramasasi.com/haber/656347/mucahit-yanilmaz-vicdan-en-zayifin-haklarini-korumaktir
İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Yorumunuz İletilmiştir.